18 Temmuz 2018 Çarşamba

12 EYLÜL TORNASINDAN KURTULAMAYAN 15 TEMMUZ'U ANLAYAMAZ

FETÖ'nün elebaşı Fetullah Gülen'in, bu örgütlenmeyi oluşturduğu ilk yıllardan beri yanından ayrılmayan, "En güvendiğim talebelerimden biridir" dediği Mehmet Tabanca'nın ismini belki de pek çoğunuz duymamıştır. Örgütün Türkiye sohbet imamı da olduğu tespit edilen Mehmet Tabanca, 15 Temmuz işgal girişiminden yaklaşık 4 ay sonra, 20 Kasım 2016 tarihinde yakalandı. Tabanca için Gülen'in "mahremin de mahremi" yapılanmasının içinde olduğu belirtiliyor. Yani terör örgütünün en derinlerinde görevli. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan ve İzmir 17. Ağır Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianamede, sanık Mehmet Tabanca hakkında "cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs ve silahlı terör örgütü yöneticisi olma" suçlamalarından ağırlaştırılmış müebbet ve 22,5 yıla kadar hapis cezası istenmişti. Tabanca'nın yargılanmasına devam ediliyor.

Peki bu kadar ayrıntıyı neden anlattım?

İşte örgüt açısından bu kadar önemli olan Tabanca'nın, 2010 yılında dar kapsamlı bir örgüt imamları sohbetinin CD'si devletin güvenlik birimleri tarafından bulunarak adli makamlara iletilmiş, bu CD'de ilgili soruşturma dosyalarına girmişti. Bu CD'de neler vardı? Baştan söyleyelim neler yoktu ki? FETÖ'nün TSK içindeki yıkıcı örgütlenmesinden örgütün hedeflerine kadar birçok konuda Tabanca o toplantıya çağrılan FETÖ imamlarını bilgilendirmişti. Tabanca açık açık 15 Temmuz gecesi yaşananları, ta 2010 yılında örgüt imamlarına aktarmıştı. Bakın Tabanca 15 Temmuz'dan 6 yıl önceki o bilgilendirme sohbetinde neler söylemişti:

'KARTALLAR (HAVA KUVVETLERİ) YECÜC MECÜC'Ü HELAK EDECEK'

- Hocaefendi (FETÖ elebaşı Fetullah Gülen) tahlil yapıyor. Şimdi bakın parantez açıyorum: Kaç sene olmuş; 1984'ten bu yana tam 26 sene. (…)

- Ahir zamanda Yecüc ve Mecüc yeryüzünü istila edecektir. Bu istilaya karşı yeryüzünde sıkıştırılan Müslümanlar Hur dağına kaçacaklar. Sonra Cenab-ı Hakk, gökten göndereceği kartalların atacağı taşlarla yeryüzündeki Yecüc ve Mecüc'ü helak edecek. Gökteki kartallar bildiğiniz kartallar değildir. O ordumuzun hava gücüdür, bu hadiselerde çok etkilidir ve temizlik yapacak. Ordununun hava gücünün amblemi nedir? Kartaldır. Bir gün gelecek kahraman ordu dizgini eline alacak. Bir gün gelecek ordu deccaliyetin şerrinden kendini kurtaracak. Kemalizm'den yani. İşte şimdi o süreç başlamıştır. Ergenekon'la ordu temizlenecek. O kartal kahtanidir arkadaşlar, o kartal köprüyü birbirine bağlayacak, insanları hocaefendiye (Fetullah Gülen'e) kavuşturacak. 20 sene içerisinde de bütün dünyadaki fetihleri tamamlayacak.

'ERGENEKON 3 SAVCI 5 HAKİM İŞİ DEĞİL'

- Beyin kadrosunda en üstte divanda 25 kişilik 11'ler 7'ler 4'ler ve 3'ler olmak üzere 25 kişilik kadro vardır. Şu anda Kabe'nin sahibi, Mekke'nin sahibi Kabe'de değil arkadaşlar Türkiye'de... Manevi derecesi hocaefendinin sağ koludur. Haftada bir ravzaya giderler, Allah resulünün huzurunda gündem açılır, hutbe paket program olarak...hocaefendi verir. Hocaefendi Ziya'ya verir ona ait olan kısımları ve 'bu işleri bu hafta hallet' der. Şimdi Ziya ne yapıyor? Siz zannediyor musunuz ki bu Ergenekon meselesi 3 tane savcı, 5 tane hakim işi, alakası yok. Onlar Ziya'nın kullandıkları.

'ERGENEKON'LA SÜREÇ BAŞLADI, 2017'DE MEYVELER YENECEK'

- 2008'de asrın davası Ergenekon ile Ashab-ı Keyf mağaradan çıkıp şehre inmiştir. Bir devir kapanmış bir devir açılmıştır. İşte açıktan tebligat ve galibiyet döneminin başlangıç dönemi 2008'dir. Ergenekon davası ile süreç başlamıştır. 2011-2012 yılına kadar Türkiye göreceksiniz kendini toparlayacak. 2012 yılı Türkiye ağacının yaprak ve çiçek açma dönemi, yaprağını ve çiçeğini açacak 2015'de meyveler çıkacak ama meyveler daha ham, meyveler 2017'de yenir hale gelecek. 2017'ye varmadan iş tamamlanacak. Tabii bu iş siyasette götürülürse Kahtani ön planda görünmez. Kahtani'nin vazifeleri sokakları temizleyecek, pazarları temizleyecek, çarşıları temizleyecek, eğitim sitemini değiştirecek. Öyle bir şeye gelecek ki ilkokula ve anaokula vereceksin çocuğunuzu, üniversiteden çıkarken molla mühendis, molla doktor olarak çıkacak, ayrı bir mektebe gitmesine gerek kalmayacak, sistemi değiştirecek. Her şey temizlenecek.

'KONU ÖZEL NOT ALMAYIN, VAKTİ GELİNCE GÖRECEKSİNİZ'

- Şimdi ele alacağımız konu biraz özel bir konu, umumi toplantılarda bahsetmediğimiz bir konu. Mahremin daha ötesinde bir mahrem diyebilirim, siz bunu dinleyeceksiniz, not almak yok, unutacaksınız. Vakti gelince hadiseleri cereyan ederken hadiseleri seyrederken anlatılanlarla hadiseleri örtüştürürsünüz...

'DOĞUM SANCILI OLABİLİR, BARAJLAR KANLA DOLAR'

- Bu anlatacağım şey ne kitaplarda bulursunuz, ne kayıtlarda bulursunuz. Benim saham olduğu için, herkesin sahası var; bunlar benim kulvarım. Yeryüzündeki yüzde 99,99 bütün kadınlar doğumdan önce sancı çekerler. Doğum uzakken sancı hafif olur. Doğum yaklaştıkça sancı artar, bunun en şiddetlisi ise doğum anıdır. Sancı çok şiddetlidir ama periyod kısadır. Arkadan bir bebek doğar. Bakın bir bebeğin doğması bile büyük bir sancı gerektiriyorsa doğacak bir bebek değidir. İslam bebeği doğacak Allah, Cenab-ı Hak'kın takdiri. Allah bu işi sancılı takdir etiyse; bu sancı çok büyük olur, ortalığı kan götürür. Özal'ın açtığı barajlar kanla dolar. (...) Eğer sancılı olsaydı, 2004'te bu işte muvaffak olsalardı Ergenekoncular, 2007'de muvaffak olsalardı, işte bu işi o şekle çevireceklerdi. 2009'da muvaffak olsalardı ne yapacaklardı? İşte olmadı Allah müsade etmiyor işte. (...) Evet sancılı olsaydı o günler dedi (Fetullah Gülen diyor) o sıkıntılı günler geldiği zaman işte şöyle şöyle olacak diye anlatırdı (Fetullah Gülen). Ama dedi ben bu işin sancılı olmasını istemiyorum. Rabime dua ediyorum. Siz de dua edin. Rabbim bu işi bize sancısı ihsan etsin.

***

KAHTANİ KİM?

Görüldüğü gibi adeta 15 Temmuz'u 6 yıl öncesinden anlatan bir konuşma var. Konuşmada dikkat çeken bir başka ayrıntı, Hava Kuvvetleri'ndeki bir Kahtani'den söz etmesiydi. Birkaç yerde bu vurguyu yapıyor Tabanca. Öncelikle Kahtani'yi şöyle aktaralım: "Kahtani" kelimesi birkaç anlamda kullanılıyor. Ancak Tabanca'nın kastettiği anlam, Mehdi'nin yeryüzüne inmesinden sonra dünyada görülecek bolluk ve bereketi getirecek kişi olarak hadis kitaplarında geçtiği belirtiliyor. Yani bir anlamda Mehdi'nin yardımcısı olarak görülüyor. İşte Tabanca konuşmasının bir yerinde örgütün yayın organlarındaki dizilerden bahsederken şu ifadeleri kullanıyor: “Bundan sonrada hadise nasıl cereyan edecek? Bununla ilgili hocaefendi dizilerde üstü kapalı mesajlarını veriyor. Şubat Soğuğu'nda, Yağmurdan Sonra'da, Tek Türkiye'de, Kollama'da aktardı. Kahtani dediğimiz adam ismi başka. Türkiye'de şimdi o vazifede. Kahtani mehdiden aşağı değildir. Kahtani iş başına geçtiği zaman 20 sene içerisinde bütün dünyadaki fetihleri tamamlayacak. Kahtani'nin kulakları deliktir, istihbaratçı olduğunu söylüyor..."

İlginç bir ayrıntı aktaralım. Son operasyonlarla yapılanmasına büyük darbe indirilen Adnan Oktar da, 2013 yılında yaptığı bir sohbette Fetullah Gülen için "kahtani" kelimesini kullanmıştı.

Tabanca'nın anlatımlarına devam edelim.

***

ATATÜRK'E 'DECCAL' DİYOR

Tabanca'nın, ses kayıtlarındaki sözlerinden, o dönem kumpaslara karşı direnen asker ve sivillerin sürekli olarak Atatürk vurgusu yapmasından rahatsız olduğu da anlaşılıyor. Mehmet Tabanca, o dar kapsamlı toplantıda Atatürk için "Deccal" yani şeytan kelimesini kullandığı çok net belli oluyor: "Şimdi çok enterasan bu söyleyeceğim cümle ve aynen çıktı. Dedi ki (Fetullah Gülen) Ordudaki askerler et kafalı şaşı bakışlılar. Bunların bize bakışları hiç düzelmez. Çünkü deccalin gözüyle bakıyorlar. Kemal (Mustafa Kemal Atatürk) diyorlar başka bir şey demiyorlar. Ama üstad hazretleri ayrıca müjdesini vermiş; bir gün gelecek kahraman ordu dizginleri ele alacak ve şimdi şu cümleyi kuruyor: Birgün gelecek ordu deccaliyenin şerrinden, Kemalizm'den kendini kurtaracak. Ordu peygamber ocağıdır. İşte şimdi o süreç başlamıştır."

***

Bu bilgilerin bazıları basına yansıdı, bazıları yansımadı. Bunları hatırlatmam ve duyurmamın nedeni 15 Temmuz'un üzerinden iki yıl geçmesine rağmen hala FETÖ'nün emir aldıkları güçler adına gerçekleştirmeye çalıştığı ancak başarısız olduğu işgali hafifletmeye çalışanların varlığını görüyor olmamız. 12 Eylül'ün oluşturduğu zihinsel tahribata karşı hala bu devletin ve milletin mücadelesini göremeyenlerin, "15 Temmuz gerçekleşseydi neler olabilirdi" gerçeğini anlamasını zaten beklemiyorum. Çünkü bir kitle var ki onlar, mevcut siyasi irade ile fikren karşı karşıya olmalarına rağmen kendi ifadeleriyle gerçek anlamda FETÖ ile mücadeleye canı gönülden destek veren ve kimisi kumpas mağduru olan vatansever askerlere bile üstten bir bakış açısıyla burun kıvırıyorlar. Bu kitlenin içindeki insanlar her şeyi kendilerinin bildiğini iddia ediyor, kim olursa olsun karşısındakinin bilgilerini küçümsüyor. Buna rağmen ezber bilgilerle muhalefet ediyor veya iktidarı savunuyor, itiraz etmeden tıpış tıpış oy kullanıyor, karşısındakinin oturup konuşulacak düşüncesine bile hiçbir zaman saygı duymuyor. Zaten dediğim gibi yukarıdaki bilgileri bu kitleyi ikna etmek için yazmadım. Çünkü bu kitleye hangi bilgiyi aktarırsak aktaralım, gözleri var görmüyor, kulakları var duymuyor. Ancak bir tehlike var ki, bu zihniyetin milletin beynini zehirlemeye müsait bir düşünsel altyapısı var. Bu altyapıyı gerçek mücadele araçlarıyla (bilimsel eğitim, enformasyon, gerekli yasal altyapılar vs.) yok edemesek veya gücünü kıramazsak, Türk milletinin zihnine zehirlerini akıtmaya devam edecekler ve belki de terör örgütlerinin oluşturduğu zihinsel tahribattan daha büyük zarar verecekler. Kıssadan hisse, 12 Eylül zihniyetinin oluşturduğu zihinsel altyapı ile mücadele en az 15 Temmuz'de ülkemizi işxgal etmeye çalışan terör örgütü FETÖ ile mücadele kadar önemlidir.

NOT: Kısa bir süreliğine de olsa yeni kitabımın çalışmalarına dalacağım için blog sayfamı boş bırakacağım.

Hiç yorum yok: