10 Mart 2018 Cumartesi

METE YARAR'IN VİZESİZ MÜTTEFİK İÇİN YAZDIĞI ÖNSÖZ


Bazı kitaplar vardır arşiv gibidir. O kitapları hangi zaman diliminde elinize alırsanız alın mutlaka o anı ilgilendiren öğretici bilgileri görürsünüz. Araştırma kitapları buna örnektir. Bu kitapları yazmak yoğun emek ister. Özellikle araştırdığınız konu yıllara yayılan bir konuysa, tek tek o arka raflardaki kitaplara, dosyalara bakmanız gerekir. Elleriniz kirlenir, üstünüz kirlenir. Emek harcarsınız. Üstüne üstlük yaptığınız iş birilerini de rahatsız edebilir. Elinizde bulunan kitap da böyle bir kitap. Raflardaki kitaplar, kütüphanelerdeki gazeteler, dergiler, internetteki çok sayıda site tarandı, bilgiler aktarıldı ve gördüğünüz halini aldı. İçeriğiyle ilgili konuşmadan önce size biraz Ceyhun Bozkurt’u anlatmak isterim.

Ceyhun gelip “Ağabey bu kitaba Önsöz’ü senin yazmanı isterim. Yazar mısın” diye sorduğunda hiç tereddütsüz “Zevkle yazarım kardeşim” dedim. Çünkü yaklaşık 4,5 yıldır tanıdığım Ceyhun’un kitabının nasıl olabileceğini tahmin ediyordum. Çünkü Ceyhun’un geçmişine baktığınızda her aşamayı tırnaklarıyla kazıyarak yükseldiğini görürsünüz. Aydınlık Dergisi’nde bundan 18 yıl önce başladığı gazetecilik serüveninde sırasıyla Ulusal Kanal, Avrasya Radyo Televizyonu, Yeniçağ Gazetesi, Aydınlık Gazetesi, Yeni Birlik Gazetesi’nde muhabirlik, istihbarat şefliği, editörlük ve köşe yazarlığı yaptı. Dönem dönem internet sitelerinde ve bir dönem de Ümit Özdağ’ın kurmuş olduğu enstitüde çalıştı, yazılar kaleme aldı. Aslında çok kişi onun gazetecilik okumadığı halde 1999 yılında üniversite birinci sınıftayken Mustafa Balbay’ın karşısına çıkıp “Ben gazeteci olmak istiyorum” dediğini de bilmez. Bunu bilen 3-5 kişiden biri benim.

Görüldüğü gibi siyasi yelpazelere hiç takılmadı Ceyhun. Çok farklı mecralarda yer almasına rağmen tek bir şey yapmaya çalıştı: Üretmek. Merakı güvenlik, istihbarat, terör olayları üzerineydi. Özellikle Güneydoğu ile ilgili araştırmalar, haberler yaptı. Birçok kişinin bu bölgemiz ile ilgili haber yapmaktan çekindiği dönemlerde elini taşın altına soktu.

Görüldüğü gibi, Ceyhun Bozkurt farklı bir kişi.

Benim Ceyhun ile tanışmam yaklaşık 4,5 yıl önce dostlar vasıtasıyla oldu. Önceleri haber görüşmeleri, demeçler vs. ile başlayan iletişimimiz, onu tanıdıkça bir ağabey-kardeş ilişkisine döndü. Daha önce üç tane kitabı vardı. Sonra ikimiz beraber kitap yazmak için kolları sıvadık. Bir tanesi PKK terör örgütüne karşı barikatlar döneminde verilen mücadeleyi, terörün arka planını vs. anlatan “Bu Delileri Bir Araya Getirmeyecektiniz” kitabımızdı. İkincisi de FETÖ’nün 15 Temmuz ihanetinin ayrıntılarını aktardığımız “Darbenin Kayıp Saatleri”. O çalışmalar sırasında da bizzat gördüğüm bir şey vardı. Gerçekten araştırıyor, buluyor ve bunu da yazıya çok iyi bir şekilde dökebiliyordu. En önemli özelliklerden bir tanesi de araştırdığı konulardaki arşiv hakimiyetiydi. Onun yazdıklarını okuduğunuzda sayfanın altında çok sayıda dipnot göreceksinizdir. Bunlara muhakkak bakmanızı tavsiye ederim. Göreceksiniz ki, farklı farklı kaynaklardan bilgiyi alıp harmanlamış ve bu bilgileri nereden aldığını da kaynağıyla göstermiştir.

Ceyhun elinizdeki bu kitapta da aynısını yapmış, araştırmış ve belki de en zor konulardan birini çekinmeden ele almış: ABD ile ilişkilerimizi. 60 yıllık ittifak dediğimiz ABD ile yaşadığımız o zorlu süreçleri zaman zaman dönemin kişilerinin ağzından, zaman zaman belgelerden, zaman zaman da gazete kupürlerindeki bilgilerden aktarmış. Misyonerlerden başlayarak Osmanlı İmparatorluğu’ndan itibaren bu coğrafyaya yönelik olumsuz etki yapan Amerikan politikalarını hatırlatmış. Cumhuriyetimizin ilk yıllarından 1990’lara kadar geçen süreci özetlemiş.  Özellikle son 30 yılda iki ülke arasındaki ilişkilerde fay hattı oluşturan PKK terörü, etnik milliyetçilik sorununun nedenlerini gerek kendi araştırmaları gerek açık kaynaklardan faydalanarak sıralamış. Bugünlere bir günde gelinmediğini, Çekiç Güç’ten yola çıkarak tek tek anlatmış. Ceyhun Bozkurt, terörün yurt içinde olduğu kadar Irak ve Suriye’de bulunan beslenme kaynaklarını irdelemiş.

Sonuçta çok değerli bir arşiv ortaya koymuş. Çünkü ABD var olduğu müddetçe bu zorlu müttefiklik devam edecek. Bu kitap dönüp dönüp okuyacağınız, bakabileceğiniz ve her baktığınızda da yeni bir şey bulabileceğiniz bir kitap. Yolun açık olsun Ceyhun…
Mete Yarar
Ocak 2017


Hiç yorum yok: