5 Aralık 2016 Pazartesi

TELAFER TÜRKLERİNİN DRAMI

Türkiye sınırına 85, Suriye sınırına yaklaşık 70 km uzaklıkta Musul vilayetine bağlı bir ilçe Telafer. 1920’leki Telafer devrimi haricinde ismini 2003 yılındaki Irak işgali sonrasında öğrendiğimiz bir kent. 2004 yılında ABD ve peşmerge güçlerinin kuşattığı, yer yer şiddetli saldırılara uğrayan bu kentin tamamında Türkler yaşıyor.


1997 yılında yapılan nüfus sayımında nüfusu 280 bin olarak gözüken kentin nüfusu, 2007’de 350 bin olarak belirlenmiştir. Çevresindeki köylerin de katılımıyla kentin tamamının nüfusu o dönem yaklaşık 450 bin kişiydi.

Telafer’in önemli bir özelliği kentin tamamının 11’inci yüzyıldan bu yana Türk olmasıydı. Sünni ve Şii Türklerin beraber yaşadığı Telafer’e ilk yerleşen Türk boyları Kıpçak Türkleriydi. Ardından Karakoyunlu ve Akkoyunlu Türklerinin soyundan geldiği belirtilir. Telafer Türkçesi, Kerkük Türkçesi kadar Anadolu Türkçe’sine yakındır. Telafer isminin de “Tel” “Avar” yani Avar Tepesi anlamına geldiği ileri sürülmektedir.

Osmanlı kayıtlarında El Cezire (Ada) diye anılan bölgenin tam ortasında yer alan Telafer, Osmanlı döneminde önemli bir kavşak niteliği de taşımaktadır: “Telafer, Musul’a 1, Sincar’a 1 saat mesafede olup, işlek bir güzergah üzerindedir. El Cezire’nin Beled’den sonra  en düzgün yerleşim yeri olduğundan, oradan gelip geçen kervanlarla ve El Cezire’de bulunan aşiretlerle münasebetleri iyidir ve öneme sahiptir.” (Cengiz Eroğlu-Murat Babuşçoğlu-Orhan Özdil, “Osmanlı Vilayet Salnamelerinde Musul”, Global Strateji Enstitüsü, Ankara 2005 s. 22)

1900’lü yılların başında da İngilizlerin saldırısına uğrayan Telafer Türkleri sonraki yıllarda da Irak hükümetlerinin baskısına maruz kalmıştır. Ekonomik olarak ticarettense tarıma dayanan kent, Irak’ın buğday deposu olarak bilinmekte. Tahmini olarak kentin sadece yüzde 10’u ticaretle uğraşıyordu.

2000’lerle birlikte Telafer ABD’nin Irak’ı işgaliyle belki de tarihinin en kötü dönemine merhaba dedi. 2004 yılında başlayan saldırılar, daha sonra da periyodik olarak devam etti. Bu saldırıların yanı sıra Telafer Türkleri arasındaki Şii-Sünni ayrışması da kentteki birliği olumsuz etkiledi. Askerlik yönü öne çıkan ve direnişçi yapısıyla bilinen kentte Türklerin birliğinin bozulmasında, ABD işgalinin amaçladığı mezhepsel ayrışma etkili oldu. Oysa oradaki Türkler Anadolu Alevi ve Bektaşi geleneğini yaşıyorlardı. Ancak 1937 yılından itibaren Necef merkezli Şiileştirme hareketi kenti de vurdu. Buna rağmen kentte mezhepsel ayrışma çok fazla öne çıkmadı. Kent olumsuz gelişmelere rağmen direnişi tercih etti.

2011 yılından itibaren ciddi anlamda örgütlenmeye başlayan cihadçı/selefi yapıların öne çıkması, kenti de hedef alan saldırılara girişmesi ve son olarak 2014 yılında IŞİD’in kentin merkezini ele geçirmesi, kentteki ayrışımı derinleştirdi. İşgal ettiği her yerde etnik Kürt siyasetine alan açmasıyla dikkat çeken Selefi örgüt IŞİD, burada da Türkleri böldü ve Şii Türklere yönelik baskı, katliam politikası uyguladı.

Musul operasyonunun konuşulduğu bugünlerde Telafer tarihinin en karanlık günlerini geçiriyor. 2007 yılında 450 bin olarak belirlenen nüfus bugünlerde 35 binlere kadar düşmüş durumda. Telafer Türkleri Irak’ın belli bölgeleri, Türkiye ve Suriye’ye kaçtı. Bölgeden gelen son bilgiler Telafer Türklerinin ve tarihi kentin dramını gözler önüne seriyor.

Şu an kent merkezinde yaklaşık 5 bin kişi bulunmakta. Çevre köylerde ise yaklaşık 30 bin Telaferli barınmakta. Ancak bu Türklerin 3 silahlı gücün ortasında bulunduğunu da aktaralım. Bu güçler, Peşmerge, Şii Haşdi Şabi ve IŞİD. Telafer Ayan Meclisi de, bugün yaptığı açıklamada Telafer ve çevresindeki Türklerin korunması ve kurtarılması için Türk devletine çağrı yaptı.


Telafer çevresindeki köylerde bulunan Türklerin sayısı

Telafer ve çevresindekiler haricinde çok daha fazlası adeta sürgün hayatı yaşamakta.

Suriye’ye kaçan Telafer Türk’ü sayısının 15 bin olduğu belirtiliyor. Bunların 10 bini Azez’de, 5 bini ise Rakka’da.

Suriye sınırındaki Irak kasabası olan Baaş’ta da 10 bin Telaferli bulunuyor.

Mezhepsel ayrışmanın kaçışlarda da etkili olduğu görülüyor. Yaklaşık 100 bine yakın Şii Türk’ün IŞİD saldırıları sonrasında kentten, Irak’ın güneyindeki Şii bölgelerine kaçtığı bildiriliyor. Kaçışlarda öne çıkan yerler Necef ve Kerbela.

Yine bir o kadar Telafer Türk’ünün da Türkiye’ye kaçtığı kaynaklar tarafından doğrulanıyor.

Görüldüğü gibi bir dramı yaşayan Telafer Türklerinin bizlere yönelik yardım edin feryatlarını duymazsak, yarın öbür gün acı dolu çığlıklarını duyabiliriz. Bu konuyu gündemden düşürmemek bizler açısından son derece önemli. Çünkü Telafer, bölgeyi parçalayıp oluşturulmaya çalışılan büyük Kürdistan, yani Büyük Ortadoğu Projesi hedefi için de çıban başı. Birileri o başı ezmeye çalışırken bizlerin Telafer Türklerinin başını yerden kaldırmamız hem insani hem de bir vatan görevi arzediyor.

Hiç yorum yok: