29 Kasım 2016 Salı

MÜNBİÇ’TE NELER OLUYOR?

Münbiç konusu, en az El Bab kadar Suriye gündemimizi meşgul ediyor. Nasıl etmesin? Terör örgütü PYD/YPG’nin, Suriye Demokratik Güçleri adlı örgüt içinde kamufle olarak geçen Haziran ayında Fırat’ın batısına geçmesi ve bu kenti ele geçirmesi ile Türkiye çok sert tepki göstermiş, ancak 15 Temmuz’da kripto FETÖ örgütünün darbe girişimi nedeniyle bir süreliğine de olsa gündemimizden düşmüştü. Ancak Türkiye, Türk Silahlı Kuvvetleri bir ay içinde ayağa kalkarak, tam da ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın Türkiye’yi  ziyaret ettiği 24 Ağustos’ta Fırat Kalkanı Harekâtı’nı başlattı.

Bugün 98’inci günü gerçekleşen harekâtta, Cerablus bölgesinden Azez hattı arasındaki bölgeden Suriye’ye girilerek adım adım güneye inildi ve bölgedeki IŞİD ve PYD/YPG unsurlarına yönelik harekatlar gerçekleştirildi. Bugün de Türk Hava Kuvvetleri’ne ait uçaklar, Baratah, Dana ve Zarzur bölgesinde IŞİD terör örgütü mensuplarınca kullanılan dört barınma yerini; ayrıca silahlı İHA ile IŞİD’e ait silahlı iki aracı imha etti. Her iki harekât neticesinde toplam 11 IŞİD militanı etkisiz hale getirildi.

Harekât çok kapsamlı yürütülürken, AFAD ve Kızılay da yoğun bir şekilde askerlerimize, onların yönetimindeki ÖSO unsurlarına ve sivil halka lojistik destek veriyor.

Bu harekat ile üst aklın kurguladığı “koridor” planı büyük darbe alırken, Türkiye bu harekatla Suriye’nin toprak bütünlüğünü garantiye almış oluyordu. Çünkü PYD terör örgütü eğer Cerablus-Azez hattı üzerinden ilerleyip Ayn el Arap ve Afrin arasındaki koridoru tamamlamış olsaydı, bugün Türkiye ile Suriye arasındaki sınır ortadan kalkacak, belki de bütün bir Suriye konusu gündemden düşmüş olacak, birileri de önümüzdeki dönemde Türkiye'yi parçalama planlarını masaya yatırmaya başlayacaktı. Ancak Türkiye bağımsız olarak yürüttüğü bu harekât ile bu parçalanma planı bozmuş oldu.

Peki tehlike geçti mi? Hayır. Türk Devleti haklı olarak PYD’nin mevcut varlığını sürdürmesini de gelecek açısından bir tehdit olarak görüyor ve bu durum yetkililer tarafından sıklıkla dile getiriliyor. Anlaşıldığı üzere PYD terör örgütü ile mücadele adım adım yürütülecek. Öncelikli hedef ise, SDG üzerinden El Bab’ın kuzey doğusunda yer alan Münbiç’in yeniden kurtarılması olacak gibi görünüyor. Bu durum terör örgütünde rahatsızlık oluştururken Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine girip koridoru engelleyen politikası PYD ile birlikte ABD’yi de rahatsız etmişti. Önce Türkiye’nin tepkisini yumuşatma amaçlı “PYD Fırat’ın doğusuna çekilecek” açıklamaları geldi. Bunlardan ilki Fırat Kalkanı başladıktan bir gün sonra Dışişleri Bakanı John Kerry tarafından yapıldı. Kerry, 25 Ağustos sabahında Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile bu sabah yaptığı telefon görüşmesinde, PYD/YPG güçlerinin Fırat’ın doğusuna çekilmekte olduğunu ileri sürmüştü. Ancak bu görüşmenin üzerinden 97 gün geçmesine rağmen, örgütün bir adım dahi çekilmediği dikkatlerden kaçmadı. Hatta bu süre zarfında batıya doğru küçük çaplı da olsa saldırılar yaptılar. Bu saldırılara TSK sert yanıt verirken, ABD’den “çekilecekler, çekildiler, çekiliyorlar” açıklamaları belli periyotlarla devam etti.

Ancak Türkiye, ABD ile yaptığı temasları ısrarla sürdürse de, bu ülkenin istenen adımları atacağı noktasında umutsuzluğun hakim olduğunu belirtebiliriz. Bunun nedeni sahadan gelen son bilgiler. Bu bilgilere göre, PYD bir adım dahi geri çekilmezken, tam tersine ABD desteğiyle Münbiç’te gücünü tahkim etmeye devam ediyor. Bunları belli başlıklarla aktaracak olursak;

TÜRKİYE’NİN ÖNERİSİNE OYALAMA TAKTİĞİ: ABD Genelkurmay Başkanı Ankara’ya geldiğinde “Münbiç’in PYD/YPG terör örgütü tarafından boşaltılmasını denetleyecek bir ortak komisyon oluşturalım” önerisi yapıldı. Öneriye göre bu komisyon hakem işlevi görecek, terör örgütünün Münbiç’i boşaltmasını denetleyecekti. ABD tarafından bu öneri kabul edildi. Bu süre zarfında Türkiye ABD’den bir adım bekledi. Ancak geçen süre zarfında bu ülke tarafından tek bir adım dahi atılmadı. Hallediyoruz babında oyalama taktiği izlediler. Ancak bu ülke yetkilileri, sık sık “PYD çekilecek, çekildi, yarın çekilecek, an itibariyle çekiliyor” açıklamalarını eksik etmedi. Türkiye’yi ise oyalamaya devam etti.

PYD’YE 100 TIR SİLAH: ABD, Türkiye’yi oyalarken PYD’ye yoğun silah yardımı yapmayı sürdürdü. Son ve çok kapsamlı yardım geçen hafta gerçekleşti. Yaklaşık 100 TIR, geçen hafta Irak tarafından Suriye’deki PYD bölgesine giriş yaptı. TIR'ların perde gerisindeki sahibi ABD'ydi. Bu TIR’larda Ayn el İsa’ya götürülecek insani yardım olduğu ileri sürüldü. Ancak ulaşılan bilgiler kazın ayağının öyle olmadığını ortaya koydu.  TIR’larda çok sayıda silah olduğu belirtilirken yaklaşık 100 TIR’ın yarısından fazlası Ayn el İsa’ya değil Münbiç’e yöneldi. TIR’lardaki silahlar Münbiç’te de YPG’li teröristlere aktarıldı.

KENTİN DEMOGRAFİSİ DEĞİŞTİRİLİYOR: Bitmedi. PYD, ABD desteğiyle kentin demografisine de oynamaya başladı. Yakın zamanda Ayn el Arap’tan (Kobani) yaklaşık 300 PYD’li aile Münbiç’e getirildi. Bu aileler kente yerleştirilirken, kentteki PYD’lilerin sayısının yaklaşık 3-4 bine çıktığı belirtiliyor. Ayrıca PYD Münbiç'te gerek kentteki militanları gerek getirdiği aileler üzerinden Türkiye karşıtı eylemler örgütlemeye başladı. Amaç gerek Türkiye destekçisi Arap ve Türkmenleri sindirmek gerekse de kentteki psikolojik üstünlüğü ele geçirmek. Ancak bu eylemler bekledikleri gibi destek bulmadı. Türkmenler ve Arap’lar PYD’yi yalnız bırakırken, Türkiye destekçisi bir tutum aldılar.

Bu gelişmeler gösteriyor ki, müttefikimiz olduğunu ileri süren ülke, PYD'yi desteklemeyi ve Türkiye'yi oyalamayı sürdürecek.

HALEP: Ayrıca kritik bir konu da Halep'teki gelişmelerin ne olacağı ve Türkiye'nin burada müdahil olup olmayacağı. Geçen hafta NATO Parlamenterler Asamblesinin 62. Genel Kurulu'ndaki Savunma ve Güvenlik Komitesi'nde soruları yanıtlayan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, provokasyon kokan sorulara karşı çok net bir açıklama yapmış ve “Halep'le ilgili Türkiye'nin, Türk Silahlı Kuvvetlerinin bir tek  mermi attığını söyleyen varsa ben istifa ederim. Bu terbiyesizliktir, iftiradır,  yalandır, ahlaksızlıktır” yanıtını vermişti. Son bilgiler, Akar’ın açıklamalarının doğruluğunu bir kez daha kanıtladı. Türkiye, Halep’teki tek bir gruba bile destek vermiyor. Ancak hassas olduğu konu kentteki sivillerin durumu. Türk Devleti bu konudaki hassasiyeti en üst perdeden dile getirmeye kararlı ancak askeri anlamda Halep’te olmayacağımızın altı çiziliyor.

Türkiye çok büyük bir dönemeçten geçerken, dostun kim düşmanın kim olduğu tartışmalarına yanıt verebilecek bu bilgilerin önem taşıdığı kesin. Türkiye/Türk Silahlı Kuvvetleri, “müttefik”lerimizin oyalama, engelleme politikalarına bakmadan Türkiye sınırındaki bu terör batağını kurutmakta kararlı görünüyor. Ağır ama sağlam ilerleyen Türkiye, Suriye’nin toprak bütünlüğünü sağlama konusunda da net. Bu da bu zor dönemde geleceğe umutla bakmamıza neden oluyor. Ama bu, rehavete kapılalım anlamına da gelmiyor. Diri olmakta fayda var.

1 yorum:

seo paketi dedi ki...

Ceyhun hocam yazınızı gözümü kırpmadan okudum, gerçektne çok teşekkür ederim bu bilgilendirmelerden dolayı.