7 Eylül 2015 Pazartesi

DAĞLICA'DA BATAN GÜNEŞ, YENİDEN DOĞAR MI?

Dağlıca önemli...
Çok zor arazi ve iklim şartlarında şu saatlerde Mehmetçik PKK ile çarpışıyor.
Bölgeden gelen bilgilere göre terörist sayısı fazlaymış ve bunların çoğu şehirden kırsala geçiş yapan teröristlermiş.
Eskiden eylem için kırsaldan şehre gelirlerdi, adına çözüm dedikleri çözülme sürecinde artık şehirlerde o kadar kuvvetlendiler ki, şehirden kırsala eylem için gidiyorlar.
Ama Dağlıca sadece bugün için değil, geçmişte Türkiye'yi kumpasa düşürmenin de adeta kod adı haline geldi. Nasıl mı?



İlk Dağlıca saldırısını hatırlayın.
Saldırının tarihi 21 Ekim 2007.
13 şehit, 16 yaralı ve 8 asker kaçırılmıştı.
Kaçırılan askerler günler sonra PKK'lılar tarafından Aysel Tuğluk başkanlığında DTP heyetine verilmişti. Aysel Tuğluk bu olaydan sonra bir kez konuştu ve bir daha bu konu ile ilgili konuşmamak üzere sustu. Tuğluk, 28 Kasım 2007 tarihinde Yeni Şafak gazetesine şu açıklamayı yaptı: “Tamamen o gençlerin hayatıyla ilgili kaygı duyduğum için gitmek gerektiğini düşündüm. İnsani bir refleksti. Ancak giderken duyduğum bu heyecanı, orada uluslararası bir kurgu olduğunu fark ettiğimde yitirdim. Ne ABD'nin ne de bu işe karışmış diğer güçlerin uluslararası çıkarlarına bulaşmak istemezdim.”
Tuğluk, “uluslararası kurgu” olayını bir daha açmadı. Neydi gördüğü uluslararası kurgu? Bir türlü öğrenemedik. Bu açıklamadan sonra insanın aklına şu sorular geliyor:
- Kandil’e gittiklerinde uluslararası bir takım kişileri mi gördüler?
- Kandil’in etrafında uluslararası bir takım güçlerin askerlerince veya görevlilerince mi karşılandılar?
- Kandil’e gittiklerinde veya gitmeden önce uluslararası güçlerce mi uyarıldılar?
- Kandil sürecinin uluslararası güçlerce tezgahlandığını mı fark ettiler?
Daha bir çok soru sorulabilir.

BABACAN: AÇILIM DAĞLICA İLE BAŞLADI
Bu sözlerden yaklaşık 2 sene sonrasıydı. Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın yaptığı bir açıklama, aslında bu uluslararası kurgunun işaretlerini verdi. Ali Babacan, 24 Ekim 2009'da katıldığı bir televizyon programında açılım süreci ile ilgili bir soruya şu yanıtı vermişti:

“Bunun (yani açılımın) altyapısı 2007 yılındaki Dağlıca baskınından sonra yapılan diplomatik çalışmalarla başladı.”

DAVUTOĞLU: DAĞLICA TARİHİ DÖNÜM NOKTASI
Babacan'ın açıklamasından da bir hafta sonra, 2009 yılının Ekim ayında Erbil’e giden dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Fikret Bila’ya şunları söyledi:
“Bu saldırı yapıldığında bizim Irak topraklarına girmemizden, Türk-Kürt çatışmasından söz ediliyordu. Bütün bu senaryolar iki yılda iflas etti. Çatışma noktasına değil diplomatik temelde ve her alanda işbirliği noktasına geldik. Geçmişte bu çatışmayı istemiş olanlar olabilir. Ancak bugün çok farklı bir noktadayız. Bu politikanın güçlü bir şekilde oturtulması gerekir. Tarihi dönüm noktası budur.”(Fikret Bila, Barzani ile Kürt açılımı, Milliyet, 31 Ekim 2009)

DAĞLICA'DAN 5 GÜN ÖNCE PHILIPS'İN AÇILIM RAPORU
Amerikan Dışişleri Bakanlığı ve Birleşmiş Milletler örgütünde üst düzey yönetici olarak görev yapan Prof. David Philips, Atlantik Konseyi için “PKK’nın silahsızlandırılması” başlıklı bir rapor hazırladı ve bu raporu kamuoyuna, tam da Dağlıca saldırısından 5 gün önce, yani 16 Ekim 2007 tarihinde açıkladı. Sonradan ortaya çıktı ki, bu rapor, 2009 yılında hayata geçirilen Kürt açılımının temelini oluşturuyordu.

SALDIRININ ASKERİ BOYUTU
Açılım için Dağlıca saldırısı seçilmişti. İşte uluslararası kurgunun siyasi boyutu buydu. Peki askeri boyutu var mıydı?
Yılların gazetecisi Fatih Çekirge, o saldırıdan sadece bir gün sonra (22 Ekim 2007) Hürriyet Gazetesi’ndeki köşesinde, üst düzey bir isimle yaptığı görüşmeyi yazdı. Muhtemelen dönemin üst düzey bir askeri yetkilisi olan o isim, bakın Çekirge’ye saldırı ile ilgili ne söylemiş:
“Bunlar düzenli orduya karşı gayri nizami harp taktikleri uygulayan ve gerilla yöntemlerini iyi bilen teröristler. Bunlara gerilla diyemiyoruz. Çünkü siyasi bir kimlik alıyorlar. Uyguladıkları bütün taktikler gerilla taktiğidir. Siste saldırma, köprüde kıstırma, hedef çevirip yok olma. Kamuflaj ve karanlıktan yararlanma... Dağda yaşamak kolay değildir. Bunlar özel eğitim almışlar. Belki de içlerinde başka uluslara ait özel unsurlar var.”

Aynı isim, saldırıyı gerçekleştiren terörist grup içinde “ABD'nin eğittiği peşmerge unsurlarının olduğu”nu da açık bir dille ifade ediyor.

DİRİK: ABD İNSANSIZ HAVA ARACI ÜSTÜMÜZDE UÇUYORDU
Peki o saldırıda Tabur Komutanı olan Onur Dirik ne anlatıyordu hatırlayın: Saldırı sırasında üzerimizde İnsansız Hava Aracı uçuyordu. O dönem bizim elimizde İHA yoktu. Bize istihbarat verilmedi. Bizim hava araçlarımız gelince de bu İHA kaçtı.
O dönem bölgede sadece ABD ve bazen de İsrail İHA'ları uçuyordu. Unutmayalım...

5 KASIM ERDOĞAN-BUSH GÖRÜŞMESİ
Baskının ardından iki hafta sonra 5 Kasım 2007'de ABD'de dönemin ABD Başkanı George Bush ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan biraraya gelmiş, buluşma ile ilgili haberlerde Erdoğan ile Bush arasında şu maddeler üzerinde anlaşma sağlandığı belirtilmişti:
1- Kandil’deki PKK kontrol noktalarının yerine Bölgesel Kürt Yönetimi’ninkilerin kurulması,
2- Erbil üzerinden gelen yolcuların PKK’ya para transferinin engellenmesi,
3- Mahmur Kampı’nda kalanların Türkiye’ye geri gönderilmesi,
4- Demokratik Çözüm Partisi gibi PKK şiddetine göz yuman Kuzey Irak’taki grupların faaliyetlerinin sınırlandırılması,
5- Bunların yapılmasına karşılık Türkiye’nin bölgesel Kürt Yönetimi Başkanı Mesut Barzani’yi kötülemekten vazgeçerek doğrudan diplomatik görüşme kanalının açılması için özel bir elçi gönderilmesi; Habur’daki prosedürleri hızlandırması ve yeni sınır kapılarını açması,
6- Mesut Barzani ve Celal Talabani’nin nüfuzunu kullanarak PKK’nın 12 aylık bir ateşkes ilan etmesini sağlaması,
7- PKK’nın barış isteğine dair stratejik bir karar alması,
8- Bunun karşılığında 2002 yılında örgüte katılanların ilk etapta, komuta sorumluluğu olmayan kadroların ikinci etapta affedilmesi için yasa çıkarılması, Kırmızı bülten ile aranan 134 üst düzey yöneticiye bulundukları ülkelere sığınmalarının sağlanması,
9- Türkiye’nin PKK ile müzakere etmeyi reddettiği için, bu süreçte, üniter yapıya bağlılığını ve terörizmi kınadığını ilan etmesi halinde DTP’nin meşru ve kabul edilebilir bir muhatap olması,
10- ABD’nin Irak ve Bölgesel Kürt Yönetimi’nin PKK üzerinde etkilerini kullanmaları için baskı yapması ve Türkiye’nin siyasi, ekonomik ve güvenlik çıkarlarını gözetmesi.

ERGENEKON TERTİBİ KARARI BU GÖRÜŞMEDE ALINDI
Görüşmede sadece açılım değil, açılımın önündeki engellerin temizlenmesi kararı da alınmıştı. Kimdi açılım önündeki engeller: TSK ve Türkiye'nin milli politikalarını savunan politikacıları, gazetecileri, kitle örgütü liderleri.
Dönemin AKP yönetimine en yakın gazetecilerinden Fehmi Koru, 1 Şubat 2008'de Yeni Şafak'taki köşesinde 5 Kasım Bush-Erdoğan görüşmesinde Ergenekon operasyonlarının kararının alındığını yazıyordu.
Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ da, Dağlıca saldırısının TSK'ya karşı yürütülen tertip sürecinde kırılma noktalarından biri olduğunun altını çizmişti.
Biz o saldırıyla ilgili şimdilik bu kadarını çözebildik.

Günümüzdeki saldırıyı düşünürken, 2007 tarihli saldırıyı unutmamak gerektiği için bunları anlattık. Çünkü Türkiye üzerine karanlığı o saldırıdan sonra birileri elbirliğiyle çökertmişti. "Çözüm Süreci sürsün, bu Sarayın savaşıdır" diyen vatanseverler, Atatürkçüler, Mehmetçiklerin o karanlığa bir daha düşmemek üzerine savaştığını düşünerek, Hepimiz Mehmetçiğiz diyebilelim. Yoksa, bizi aynı karanlığa düşürmek isteyen ittifak yine başarılı olacaktır. O ittifakın unsurlarını zaten hepimiz biliyoruz.

CEYHUN BOZKURT

oceyhunb@gmail.com

bozkurtceyhun@yandex.com

https://twitter.com/cyhnbzkrt


https://www.facebook.com/cyhnbzkrt

Hiç yorum yok: