10 Haziran 2015 Çarşamba

YENİ HÜKÜMETİN ÖNÜNDEKİ ZOR DOSYALAR


7 Haziran seçimlerinden sonra ortaya çıkan Meclis tablosu, Türkiye'nin temel sorunlarının çözümü ile ilgili de fikir veriyor. Yeni bir anayasa, özelde Suriye, genelde Ortadoğu, bölünme açılım, ekonomideki kriz, koalisyon seçenekleriyle beraber düşünülüyor.


Türkiye 7 Haziran'da sandığa gitti ve ortaya AKP-CHP-MHP-HDP'li bir Meclis çıktı. AKP'nin tek başına hükümet kuracak oy oranına ve milletvekili sayısına ulaşamaması gündeme koalisyon seçeneklerini getirdi. Siyasetçiler ve sermaye çevreleri Türkiye'nin önümüzdeki dönemde nasıl yöneticileceği konusunda görüşlerini dile getirirken, özellikle Batılı merkezlerden Türkiye'nin önümüzdeki dönemde yeni bir anayasaya göre konumlanması gerektiği dayatması yapılıyor. Tarifi yapılan anayasanın ise Türkiye'yi bölünmeye götürecek içeriğiyle büyük tepki topluyor. Olası bir koalisyon hükümetinin önündeki dosyalar ve bu partilerin konuyla ilgili politikaları şöyle: 

ORTADOĞU VE SURİYE: 

Genelde Ortadoğu, özelde Suriye konusunda, Batı'nın politikası Türkiye ve Suriye gerginliğini sıcak tutarak bölgeyi şekillendirme amacı taşıyor. Özellikle Irak'ın kuzeyini bu ülkeden kopardıktan Basra'dan Doğu Akdeniz'e uzanan bir Kürt koridoru, başta ABD olmak üzere Batı dünyasının temel politikasını oluşturdu. Suriye'deki olaylar da başta askeri çevreler olmak üzere bu çerçevede değerlendiriliyor. Çünkü ABD Suriye'nin kuzeyinde, Kürt koridorunun devamını inşa etmek istiyor. IŞİD'le bölgeyi oyalarken, PYD'ye de bölgede etnik temizlik görevi verildi. Koridordaki Arap ve Türkmen köyleri PKK/PYD ile birlikte IŞİD'in hedefi haline geldi.
- Meclis'teki partilerden AKP de, 2011 yılından itibaren Batı'nın bu politikasına uyumlu hareket etti. Türkiye'nin büyük dostluk köprüsü kurduğu Suriye ile ilişkilerini bozdu ve adeta iki düşman ülke haline geldi. AKP'nin politikasında bir değişiklik olup olmayacağı, Tayyip Erdoğan'ın tavrına göre şekillenebilir değerlendirmesi yapılıyor. Eski İçişleri Bakanı Sadettin Tantan “Tayyip Erdoğan kendisinin yokolmasını istemiyorsa, önündeki tek seçenek Rusya, İran ve Suriye ile anyaşarak açılımı bitirecek, PKK'ya ve IŞİD'e büyük bir taarruz başlatacak. Yoksa kendisi için de son yaklaşıyor” tespitinde bulunuyor.
- CHP'nin ise Suriye ile barış söylemini kullanırken, aynen AKP gibi Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad için “diktatör” ifadesi kullanmaktan çekinmiyor. CHP, ABD'nin bölge politikasına yakın bir söylem kullanırken, bu planın önemli bir parçası olan PKK'nın Suriye kolu PYD'yi ise terör örgütü olarak değil “vatanını kurtarmak için örgütlenmiş bir oluşum olarak” niteliyor.
- MHP ise Suriye'deki politikalara karşı çıkarken, Esad düşmanlığı yapmaktan geri durmuyor. Özellikle Hafız Esad üzerinden Beşar Esad'a yönelik olumsuz görüşleriyle, AKP ile aynı safa düşüyor.
- HDP, Suriye'deki bu süreçten en karlı çıkan PKK terör örgütünün siyasi kolu olarak, PYD'nin güçlendirilmesi politikasını öne çıkarıyor. Suriye'yi kuzeyinden parçalayacak “Kürt Koridoru” planının TBMM'deki ana aktörlerinden biri olacak gibi gözüküyor.

ANAYASA 
Özetle aktardığımız Bölücü Anayasa planında Batı dünyasının öne çıkan dayatmalarını Uluslararası Kriz Grubu İletişim Direktörü ve eski Türkiye Direktörü Hugh Pope ifade etti. Hürriyet'e konuşan Pope, hükümetin önüne “anadilde eğitim, eşitlikçi Anayasa, adem-i merkeziyet, daha adil bir terör yasası, seçim barajının düşürülmesi” ödevlerini koydu. Bunlar içinde özerklik öne çıkıyor. AKP “yerel yönetimlerin güçlendirilmesi”, CHP “Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'nın kaldırılması”, HDP de “özerklik” vaadlerinde bulunuyordu. Bu üçlünün, bu konuda uzlaşmasının daha yakın olduğu dile getiriliyor.

AÇILIM 
AKP ve HDP'nin “çözüm süreci” olarak adlandırdığı ve CHP'nin de aynı söylemi kabullendiği 2,5 yıllık açılım sürecinde PKK terör örgütüne meşruiyet kazandırılması hedeflendi. Örgüt silahlarını bırakmazken, tam tersine şehirdeki silahlı örgütlenmesini kuvvetlendirdi. CHP'nin, Sezgin Tanrıkulu, Murat Özçelik gibi isimleri açılım sürecine karşı olmadıklarını, sadece yöntemi yanlış bulduklarını belirtiyor. Ancak eleştirdikleri nokta, AKP'nin, PKK'ya verdiği vaatleri gerçekleştiremeyek olması. Özetle CHP “Biz daha iyi yaparız” demeye getiriyor. MHP ise bu konuyu kırmızı çizgi olarak gördüğünü beyan ediyor.

KIBRIS 
Kıbrıs'ta Mustafa Akıncı'nın Cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından Rumlarla yeniden müzakereler başladı. Türkiye bu konuda yıllardır hükümetler değişse, bazen sarsıntı yaşansa da genellikle Kıbrıs konusunda devlet politikası izliyor. Ancak Annan Planı referandumunun yapıldığı dönem de dahil olmak üzere bazen hükümetlerin Batı'yla işbirlmiği sonucu devlet politikasında sıkıntı yaşanıyor. Yeni dönemde Türkiye'nin tavrının ne olacağına ilişkin siyasi partilerin tutumu, bu konuda belirleyici olacaktır.
AKP, başta Rauf Denktaş'ın temsil ettiği milli ve bağımsızlıkçı politika yerine, ikinci Cumhuriyetçilerin savunduğu politikaların temsilcisi oldu. Annan Planı referandumunda “yes be annemci” oldu ancak cemaat ve Batı dünyası ile ilişkiler gerilince birçok konuda olduğu gibi Kıbrıs konusunda da devlet politikasına yaklaştı. Tayyip Erdoğan'ın Mustafa Akıncı'ya yönelik sözleri, AKP'nin ağırlıklı olduğu bir hükümette Kıbrıs konusunun çok değişmeyeceği işareti taşıyor. Burada AKP'nin en yakın durduğu parti MHP olarak gözüküyor.
CHP ise, parti içindeki paradigma değişiminin ardından Kıbrıs konusunda KKTC'deki CTP çizgisine yaklaştı. Rumlarla müzakereleri ve iki toplumlu bir devleti savunan görüşler, açıktan olmasa da gizli kapaklı sohbetlerde dile getiriliyor. Ancak CHP yönetiminin KKTC konusunda tabanın düşüncesine aykırı bir politika yürütüp yürütmeyeceği bilinmiyor. Ayrıca Türk ordusunun işgalci sayılması gibi saldırı olduğu için CHP açıktan KKTC karşıtlığı yapmayabilir.
HDP ise tamamen KKTC'yi fiilen sona erdiren, Türk Ordusu'nu işgalci sayan bir politikanın temsilcisi. Bu nedenle HDP'li olası bir koalisyonda Kıbrıs konusunda diğer partilerle bir çatışma yaşayacağı kesin gibi.

Bu temel politik konuların yanısıra ekonomi ve birçok alanda da Türkiye sıkıntılı bir dönemden geçiyor. ABD/NATO ilişkileri, Çin füzeleri gibi konular da yeni hükümetin önündeki dosyalardan olacak. CHP'nin Çin füzelerine karşı NATO'nun söylemini benimsemesi dikkat çekmişti. 

CEYHUN BOZKURT

oceyhunb@gmail.com

bozkurtceyhun@yandex.com

https://twitter.com/cyhnbzkrt


https://www.facebook.com/cyhnbzkrt


Hiç yorum yok: