21 Haziran 2012 Perşembe

DAVID PHILIPS YENİ BİR RAPOR MU HAZIRLADI?

Tarih: 21 Ekim 2007
Yer: Dağlıca Piyade Taburu.
Yaklaşık 300 PKK’lı, 3 yerden tabura saldırmış ve 12 asker şehit olmuş, 16 asker yaralanmış, 8 asker de kaçırılmıştı.
Kaçırılan askerleri Aysel Tuğluk başkanlığında bir DTP heyeti Kandil’den getirmişti.
28 Kasım 2007 tarihli Yeni Şafak gazetesinde Tuğluk’un aynen şu demeci yayınlandı:
“Tamamen o gençlerin hayatıyla ilgili kaygı duyduğum için gitmek gerektiğini düşündüm. İnsani bir refleksti. Ancak giderken duyduğum bu heyecanı, orada uluslararası bir kurgu olduğunu fark ettiğimde yitirdim. Ne ABD'nin ne de bu işe karışmış diğer güçlerin uluslararası çıkarlarına bulaşmak istemezdim.”
“Uluslararası kurgu”
olayını bir daha açmadı. Neydi gördüğü uluslararası kurgu? Bir türlü öğrenemedik. Bu açıklamadan sonra insanın aklına şu sorular geliyor:
- Kandil’e gittiklerinde uluslararası bir takım kişileri mi gördüler?
- Kandil’in etrafında uluslararası bir takım güçlerin askerlerince veya görevlilerince mi karşılandılar?
- Kandil’e gittiklerinde veya gitmeden önce uluslararası güçlerce mi uyarıldılar?
- Kandil sürecinin uluslararası güçlerce tezgahlandığını mı fark ettiler?
Daha bir çok soru sorulabilir.
Tuğluk ile bu açıklama sonrasında birkaç kez görüşme imkanı buldum. “Uluslararası kurgu” ifadesinden neyi kastettiğini sordum. Tatmin edici bir yanıt alamadım. Tuğluk “somut bir olayı değil, emperyalist güçlerin planlarını kastettiğini” söyledi. Somuta indirgemesini istedim, “somut bir şey değildi” dedi.
Atlayalım…
Amerikan Dışişleri Bakanlığı ve Birleşmiş Milletler örgütünde üst düzey yönetici olarak görev yapan Prof. David Philips, Atlantik Konseyi için “PKK’nın silahsızlandırılması” başlıklı bir rapor hazırladı ve bu raporu kamuoyuna, tam da Dağlıca saldırısından 5 gün önce, yani 16 Ekim 2007 tarihinde açıkladı. Sonradan ortaya çıktı ki, bu rapor, 2009 yılında hayata geçirilen Kürt açılımının temelini oluşturuyordu.
Yine atlayalım…
Dağlıca saldırısı için hükümetin iki önemli ismi, 2 yıl sonra dikkat çekici tespitler yaptı.
Dönemin Devlet Bakanı Ali Babacan da, 24 Ekim 2009 tarihinde katıldığı bir televizyon yayınında “aslında açılımın başlangıcı Dağlıca baskını ile başlayan süreçtir” dedi ve açılımın miladı olarak Dağlıca saldırısını gösterdi.
Dağlıca saldırısından 2 yıl, Babacan'ın açıklamasından da bir hafta sonra, 2009 yılının Ekim ayında Erbil’e giden Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Fikret Bila’ya şunları ne söyledi:
“Bu saldırı yapıldığında bizim Irak topraklarına girmemizden, Türk-Kürt çatışmasından söz ediliyordu. Bütün bu senaryolar iki yılda iflas etti. Çatışma noktasına değil diplomatik temelde ve her alanda işbirliği noktasına geldik. Geçmişte bu çatışmayı istemiş olanlar olabilir. Ancak bugün çok farklı bir noktadayız. Bu politikanın güçlü bir şekilde oturtulması gerekir. Tarihi dönüm noktası budur.”(Fikret Bila, Barzani ile Kürt açılımı, Milliyet, 31 Ekim 2009)
Ortaya çıkan sonuç:
- 16 Ekim 2007 tarihinde, “Kürt açılımı”nın temeli olan David Philips’in “PKK’nın silahsızlandırılması” raporu kamuoyuna açıklandı,
- 21 Ekim 2007 tarihinde Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu’nun “Kürt açılımının başlangıcı” olduğunu söyledikleri Dağlıca saldırısı gerçekleşti.
19 Haziran’da Dağlıca bölgesi, yeniden baskına uğradı. 8 şehidimiz var. 19 Mehmetçik de yaralı, yani Gazi…
Kafam tam olarak algılamadığı için atlayarak yazıyorum bu notları. Bu kadar ayrıntılı ve sorularla yazmamın nedeni bu.
Okurlara sormak istiyorum.
Ben son bir buçuk ayda yeni Anayasa yazım çalışmaları, BDP’nin “kırmızı çizgileri”, “Uludere istihbaratını ABD verdi” haberi, AKP-CHP buluşması, Leyla Zana’nın, Bülent Arınç’ın açıklamaları, “Kürtçe seçmeli ders” kararı, BDP’nin “Kürtçe seçmeli ders yetmez, anadilde eğitim ve statü istiyoruz” çıkışı, ABD’nin İncirlik Üssü’ndeki “Kürtlere özerklik verilmeli mi” toplantıları dışında önemli bir detay hatırlamıyorum.
Yoksa bugünlerde David Philips bir rapor hazırladı da benim mi haberim yok?
NOT: İlk Dağlıca saldırısı sonrasında 5 Kasım 2007 tarihinde Başbakan Erdoğan ile dönemin ABD Başkanı Bush arasında Beyaz Saray'da yapılan görüşmenin ayrıntıları da günümüze ışık tutacaktır.

CEYHUN BOZKURT

oceyhunb@gmail.com

bozkurtceyhun@yandex.com


Hiç yorum yok: