8 Ağustos 2011 Pazartesi

2020 TÜRKİYE’Sİ

Bu yazıyı Erdem Yüksel’in Eylül 2003 tarihli Teori Dergisi’nde yayımlanan “ABD’nin Türk Ordusu Düşmanlığı: Tehditten Silah Çekmeye” başlıklı makalesinden aldım. Daha önce okumuştum. Ama ilgimi çekti. Sizlerle de paylaşmayı istedim. Mutlaka okuyun ve maddeleri okuduktan sonra bir bakın bakalım, farklı bir şey yaşıyor muyuz? İşte o bölüm:


9 Aralık 1996'da Wirginia'da bir konferans yapıldı. ABD Savunma Bakanlığı Pentagon'un sağladığı parayla The Strategic Assessment Center of Science Applications International Corporation (SAIC) adlı kuruluş tarafından düzenlenen konferansta, Türkiye'nin 2020 yılına kadarki geleceği konuşuldu. Konferans bildirileri, SAIC tarafından Mayıs ayında Türkiye'nin Geleceği Konferansı Sonuç Raporu başlığıyla yayınlandı. Raporda, Pentagon konferansının katılımcıları şöyle tanıtılıyor: CIA Ulusal İstihbarat Konseyi Avrupa Dairesi'nden Dana Bauer, CIA Ulusal İstihbarat Konseyi eski Başkan Yardımcısı Graham Fuller, ABD Dışişleri Bakanlığı Güney Asya ve Yakın Doğu Dairesi'nde 20 yıl çalıştıktan sonra emekli olan ve Türkiye üzerine çok sayıda kitap yazan George Harris, 1958-59 ve 1974-77 yıllarında iki dönem Ankara'daki ABD Büyükelçiliği'nde görev yapan CIA eski İstasyon Şefi Paul Henze, SAIC'ten George Kraus Jr., Pentagon'dan Dmitry Ponomareff, Rusya uzmanı ve George Washington Üniversitesi öğretim görevlisi Peter Reddaway, Pentagon Siyaset Planlama Dairesi'nden Harold Rhode, John Hopkins Üniversitesi Orta Asya Enstitüsü Başkanı S. Frederick Starr ve Radio Libertyeski Müdürü SAIC mensubu S. Enders Wimbush. Katılımcıların kişiliği, konferans sonrasında yayınlanan raporun ABD yönetiminin resmi görüşlerini ve önümüzdeki 25 yıl boyunca izlenecek Türkiye politikalarını yansıttığını gösteriyor.

"Şeriat tehlikesi yok"

Şeriatçıların adım adım ele geçirdikleri mevzilerde laik Cumhuriyet’le örtülü bir hesaplaşmaya girdiği ve ordunun savunma stratejisinin birinci sırasına irtica tehlikesinin yerleştirdiği bir sırada, rapor, Türkiye'de İslam tehlikesi bulunmadığını belirtiyor. Sadece ekonominin büyük ölçüde kötüleşmesi durumunda köktenci İslamcı hareketlerin güçleneceği öne sürülen raporda şöyle deniliyor:"Şimdiki İslamcılaşma, taşradan kente göçenlerin köylerde yaptıkları ibadetleri ve İslami gelenekleri birlikte getirmesinden kaynaklanıyor. Gelecekte, kentli seçkinler kırsal dini eylemlere ve giyim-kuşama tavır alınca, bu güçler olasılıkla özümsenecektir. Gerçi iş aleminin yeni seçkinleriyle geri dini gruplar arasında çeşitli düzeylerde çatışmalar bekliyoruz,ama uzun vadede İslam denetim altına alınacaktır."

Orduya "gerici" suçlaması

Raporun hazırlanmasında büyük katkısı olan Paul Henze, Turkish Daily News muhabirinin Aralık'tan sonraki gelişmeler ışığında sorduğu "İslamcılar Türkiye politikasına hakim olacak mı" sorusuna, "Türkler fanatik Müslümanlar değil. Duyarlı Müslümanlar" yanıtını verdi. Henze, Genelkurmay'a karşı tavrını da, "Türk ordusu, şimdi de, 1918'den beri gösterdiği sorumluluk anlayışının aynısını sergiliyor. Hiç değişmedi" sözleriyle açığa vuruyordu.

Graham Fuller de Turkish Daily News muhabirine, "İslam, Türk siyaset sahnesinin kalıcı bir parçasıdır. Ancak Türkiye'nin siyasal, ekonomik ve toplumsal koşulları ağır biçimde bozulmazsa, egemen unsur olmayacak. Komünistler, faşistler ve İslamcı radikal hareketler, daima bozulma koşullarında güçlenir. Türk sivil toplumunun İslamcıları soğuracağına ve demokratik bir çerçeve içinde onlarla uyuma varacağına güvenim var" diyordu.

"Ordu konumunu yitirecek"

SAIC raporunda 2020 yılına kadarki Türkiye tablosu özetle şöyle çiziliyor:

- Türkiye Batı'yla bağlarını sürdürecek, ancak Batı'yla (ve NATO'yla) ilişkileri eskiye göre daha çatışmak olacak.

- İran'la yakınlaşacak.

- Ordu siyasal sistemin teminatı konumunu yitirecek.

- Türkiye'nin askeri güç kullanımı savunma amaçlıdır.

- Türkiye kitle imha silahlarına sahip olmayı isteyebilir.

- Avrupa Türkiye için 'ister olur-ister olmaz' biçiminde bir seçenek değildir.

- Türkiye'nin önde gelen müttefiki İsrail olacak.

- İslam Türkiye'de egemen olmayacak.

- Türkiye'de Bosna, Arnavutluk, Azerbaycan, Gürcistan ve Ukrayna gibi 'küçük, istikrarsız ve varolma potansiyeli taşımayan devletlerle' yeni-Osmanlıcı ilişkiler kurma yönelimleri belirecek.

- Türkiye Kürt sorununu kendi başına çözemeyecek.

Hiç yorum yok: