20 Temmuz 2010 Salı

KAZA GELİYORUM DEDİ

İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Habur için “yol kazası” açıklamasını yaptı. “Kaza” sözcüğü için Türk Dil Kurumu'nun internetteki sözlüğüne bakınca birden çok anlam karşınıza çıkıyor. Örneğin “kaza” kelimesi için “Can veya mal kaybına, zararına neden olan kötü olay”, “İlçe, kaymakamlık”, “Vaktinde kılınmayan namazı veya tutulmayan orucu sonradan yerine getirme”, “Yargı”, “Kadılık görevi” gibi tanımlar mevcut. Ancak Beşir Atalay'ın yaptığı açıklamadaki anlama bakınca “Beklenmeyen, istenmeyen olumsuz olay” tanımı daha uygun gibi geliyor bana.

Atalay'ın açıklamalarında ayrıca Habur'dan 2 gün önce Ahmet Türk ile yaptığı görüşmeye atıf yapması, aslında bu tanımın dışına çıkıyor. Yani bu kaza bekleniyor. Onun önlemi alınmaya çalışılıyor. O zaman bu kaza “beklenmeyen” değil, beklenen bir kaza.

Yeniçağ gazetesinden Selcan Taşçı, Habur konusunda, BDP'yi (PKK'yı) Hükümet perspektifinden eleştiren bazı yazarların “Habur yol kazasını” nasıl da memnuniyetle karşıladıklarını hatırlatan çok güzel bir yazı yazmış. Tutarsızlıkları ortaya çıkmış.

Ne tesadüftür ki, hatırlanacak olursa Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da “Habur kazası”ndan sadece bir gün sonra partisinin Meclis Grup Toplantısı'nda şu sözleri sarfetmişti:

“Dün Habur Sınır Kapısı'nda yaşanan manzara karşısında umutlanmamak mümkün mü? Bu bir umuttur. Türkiye'de bir şeyler oluyor, iyi şeyler oluyor, güzel şeyler oluyor, umut verici gelişmeler oluyor. Tabi nereden baktığınız ve bakacağınız da çok önemli.”

Sonrasında Başbakan BDP'yi “siyasi şov” yapmakla suçlamış ve Habur'daki olayı eleştirmişti.

YOL KAZASI BEKLENİYORDU

O zamanın “umutlanmamanın mümkün olmadığı” gelişmeleri şimdi “yol kazasına” dönüştü. Biz de okuyucularımıza şöyle bir bilgi verelim. Bakın “beklenmeyen olumsuz olay” yani “Habur yol kazası” öncesinde PKK'nın yayın organları ne tür yayınlar yaptı, onlardan bazı örnekler verelim. 16 Ekim 2009'dan itibaren birkaç habere bakmamız yeterli olur sanırım:

-    KCK: Üç barış grubu Türkiye’ye gönderilecek (16 Ekim 2009-11.37)

-    DTP’li Demirtaş: Barış Grupları’nı şimdiden selamlıyoruz (16 Ekim 2009-13.43) (Bu haberin manşet başlığı “Barış gruplarını binlerce kişi karşılayacak”)

-    Demirtaş: Barış gruplarını Habur’da karşılayacağız (17 Ekim 2009-09.44)

(Haberin içeriğinde “güvercin” Demirtaş’ın şu açıklamasına da yer veriliyor:

Biz hep birlikte yüz binlerle oradan gelecek arkadaşlarımızı Habur'dan karşılayacağız ve onları hak ettikleri şekilde, hak ettikleri coşku seliyle Ankara'ya kadar götüreceğiz.)

-    İlk Barış Grubu 19 Ekim’de Silopi’den giriş yapacak (17 Ekim 2009-10.50)

(Haberin içeriği: Abdullah Öcalan'ın çağrısı üzerine gelecek 3 barış grubundan ikisi olan Maxmur ve Kandil barış grupları, 19 Ekim günü Şırnak'ın Silopi İlçesi'nden giriş yapacak. DTP Şırnak İl Örgütü, Barış Gruplarını Tılqebin (Başverimli) Beldesi’nde kitlesel karşılamaya çağırdı.)

-    Barış Grupları Habur’da büyük heyetle karşılanacak (17 Ekim 2009-13.52)

(Haberin içeriği: Barış gruplarını karşılamaya hazırlanan DTP, Genel Merkez tarafından bir grup MYK üyesini bölgeye gönderdi. 19 Ekim Pazartesi günü yapılacak karşılamaya, aralarında DTP Eşbaşkanı Ahmet Türk, Türkiye Barış Meclisi üyeleri, DTP'li milletvekilleri, belediye başkanları, İHD, Göç-Der, Barış Anneleri İnisiyatifi, Özgür Yurttaş Hareketi, Demokratik Özgür Kadın Hareketi, Mezopotamya Kültür Merkezi gibi çok sayıda sivil toplum örgütü Öcalan’ın çağrısı üzerine 1999 yılında gelen 1. Ve 2. Barış Grubu üyelerinin de bulunduğu 10 bine aşkın kişinin katılması bekleniyor.)

-    Halk İnisiyatifi’nden Barış Gruplarını sahiplenme çağrısı (17 Ekim 2009-15.25)

(Haberin içeriği: Kuzey Kürdistan ve Türkiye Halk İnisiyatifi, Kürt Halk Abdullah Öcalan'ın çağrısı üzerine Türkiye'ye gelecek olan Barış Gruplarının Kürt halkının onuru olduğunu belirterek, Barış Gruplarını, geçecekleri her güzergâhta yüz binlerce kişiyle karşılayacaklarını söyledi.)

-    DTP Eşbakanlarından Barış Grupları’na ilişkin açıklama (17 Ekim 2009-16.31)

(Haberin içeriği: DTP Eşbaşkanları Ahmet Türk ve Emine Ayna, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın isteğiyle Türkiye'ye gönderilecek barış gruplarına yaklaşımın 1999'daki gibi olmamasını isteyerek, "Devleti ve hükümeti atılan bu adımlar karşısında sorumlu yaklaşmaya ve oluşan fırsatları barış ve çözüm için değerlendirmeye çağırıyoruz" dedi. Barış gruplarının geleceği 19 Ekim'de Silopi'de olacaklarını aktaran Eşbaşkanlar, halka da katılım çağrısı yaptı.)

Demekki, BDP/PKK bu konuda dürüst davrandı. Açıkça “meydan okuyacağız” mesajını en baştan itibaren verdi. Şimdi burada kimi eleştirmek gerekir. Ben bunu merak ediyorum:

-    Türkiye Devleti’ne meydan okuyacağız diyen PKK’yı mı,

-    Bu meydan okumaya karşılık gerekli tedbirleri almayan ve geliyorum diyen kazayı önlemeyen hükümeti mi?


Karar okuyucunun.

Hiç yorum yok: