23 Mayıs 2010 Pazar

KILIÇDAROĞLU İLE İLGİLİ KUŞKULAR

Öncelikle Kılıçdaroğlu'nun Genel Başkanlığı CHP'ye ve memlekete hayırlı olsun. Kılıçdaroğlu ile ilgili politik noktalarda soru işaretleri mevcut. Bunlardan bazılarını madde madde ele almakta fayda var:

1- ABD için BOP'un gerçekleşmesi bakımından etnik ve mezhepsel ayrıştırma konusunda Kürtve Alevi açılımları son derece önemli. Kürt açılımında da görüldüğü üzere 80 yılda başarılamayan ayrıştırma Temmuz 2009'dan itibaren çok ciddi bir tehdit arz etti (Bu tarihi başka tarihlere de götürebiliriz. Ancak açılımın resmi olarak başlatılmasını kastediyorum. Yoksa DSP'nin parçalanması, 3 Kasım seçimleri, 22 Temmuz seçimleri, Dağlıca Baskını, Aktütün Baskını, Irak'ın işgali ve hatta daha önceki tarihlere götürebiliriz.) Alevi açılımı ise Alevi yurttaşların bilinçli direnci ve Alevi kimliğiyle oluşturulan PKK gibi bir terör örgütü olmadığı için zemin bulamadı. Burada milli siyasetçilerle birlikte her ne kadar bazı noktalardan eleştirilse bile Deniz Baykal da önemli bir duruş sergiledi. Bu duruş da etkili oldu. Baykal'ın CHP içindeki Kürtçüler ve Alevicilerle (Kürtler ve Aleviler değil, sakın yanlış anlaşılmasın) birlikte bu ayrıştırmaya destek verebilecek kafadaki 2. Enternasyonal zihniyetini de tasfiye ettiğini hatırlayacak olursak, “Kürt' ve 'Alevi' kimlikli bir Kemal Kılıçdaroğlu, bir proje olarak mı ortaya çıktı” sorusu bence hiç yabana atılacak bir soru olmayacaktır.

2- Yukarıdaki soruya destek mahiyetinde şu olayları hatırlayalım: Kemal Kılıçdaroğlu, Onur Öymen’in Meclis kürsüsünden söylediği sözlerden sonra başlayan Dersim isyanları tartışmasında ABD-AB-AKP-PKK-DTP safında açıklamalar yaptı. Başta Uğur Mumcu’nun “Kürt Dosyası” kitabında ve birçok kaynakta da belirtildiği gibi Dersim bölgesinde feodal yapıya karşı Cumhuriyet güçleri bir savaş açmıştır. Şimdi denebilir ki, Dersim bölgesinde isyanın bastırılmasından sonra halka yönelik de katliamlar yapıldı. Bu apayrı ve uzmanların tartışacağı bir konudur. Benim dikkat çekmek istediğim konu, Türkiye’de siyasi mevzilenme noktasında Kılıçdaroğlu, bana göre yanlış safta yer almıştır. Burada aklıma, Vahdettin’i öven rahmetli Bülent Ecevit’in sözlerine Süleyman Demirel’in değerlendirmesi geliyor. Demirel, açıklamaları hatırlatan gazetecilere “Bu tartışma benimle Sayın Ecevit arasında değil, Sayın Ecevit ile Atatürk arasındaki bir tartışmadır” diye yanıt vermiştir. Dersim konusunda da Kılıçdaroğlu, Atatürk ile karşı karşıya kalmıştır.

3- Kılıçdaroğlu, Mart 2010’da Batman’da partisinin il kongresinde yaptığı konuşmada “Toplumsal barışın bir parçası olacaksa biz genel affa 'evet' deriz” şeklinde bir açıklama yapmış, sonrasında başta CHP Genel Merkezi olmak üzere gelen tepkilerden sonra “Ben böyle bir şey söylemedim” diyebilmiştir. Bilindiği gibi “Genel Af” talepleri bazen Batı dünyasından çoğunlukla da PKK tarafından dile getirilir. Amaç normal siyasi mahkumları veya öyle ya da böyle dağa çıkmış normal teröristi serbest bıraktırmak değildir. Amaç, Abdullah Öcalan’ın serbest kalmasını sağlamaktır. Emperyalist bir plandır ve ayrıştırma operasyonu için sıkça dillendirilir. Kılıçdaroğlu’nun bu çıkışı, kafalarda şüphe uyandırmaktadır.

4- Kılıçdaroğlu’nun konuşmasını da ele alacak olursak, olumlu olarak bulunan yön, halk dilinde AKP’yi yolsuzluklar ve ekonomi politikaları yönünden vurduğu. Ancak o konuşmada ne özelleştirmelerin son bulacağına dair, ne (hiç değilse) özelleştirilen stratejik kurumların yeniden kamulaştırılacağına dair, ne de emperyalist etkiden uzaklaşacak bir ekonomi politikasının işaretleri mevcuttu. Bu nedenle bu konuda da bir soru işareti bırakmakta fayda olacak.

5-AB ile ilgili sözleri belki bir umut gibi algılanabilir. CHP’nin yeni Genel Başkanı’ndan bu sözü duymak güzel. Ancak bu konuda Baykal dönemi de dahil olmak üzere, zaten AB’nin almayacağı bu kadar netken, böyle muğlak ifade kullanmak ne kadar doğrudur, onu da sorgulamak gerekir.

6- Yine Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşmasında ABD’nin Irak ve Afganistan işgali, “kukla devlet”e tepki, olası İran ve Pakistan saldırganlığına bir cevap ve Türkiye’nin takınması gereken tavır konusunda pek bir şey görmedik.

7- Son dönemlerde gündemden düşmeyen sözde Ermeni Soykırımı Tasarılarının sahiplerine yönelik bir ulusal politika söylemi göremedik. Bu da gelecekte, CHP'nin bu konuya yeteri kadar eğilmeyeceği tedirginliği yarattı.

Belki daha ilk gününde bunları dile getirmek, acımasızlık olarak yorumlanabilir. Ancak Genel Başkan seçildiği kurultayda yaptığı konuşma, bir yol haritası olarak kabul edilirse, Kılıçdaroğlu'nun Türkiye'nin ulusal güvenliğini de yakından ilgilendiren bu konularda çok fazla renk vermemesi, bu soru işaretlerini doğurmakta. Umarız Kılıçdaroğlu bu soru işaretlerini kısa sürede giderir.

Hiç yorum yok: