26 Nisan 2017 Çarşamba

AB DOSTUMUZ DA BİZİM Mİ HABERİMİZ OLMADI?

- AB bayrağını tasarlarken Meryem Ana’dan esinlendim. (Avrupa Birliği bayrağının tasarımcısı Arsene Heitz)

- Türk devleti ve tarihinin hakkından gelmeliyiz. (AB’nin eski Türkiye Temsilcisi Karen Fogg)

- Türkiye’ye adaylık statüsü verilmesi hatadır. Hatta Sevr Antlaşması’nın imzalanmış olmasına karşın Türkiye’nin bölünmemiş olması da bir hatadır. (Almanya’nın eski Başbakanı Helmut Schmidt)

- Bugün Avrupa’da hiçbir lider Türkiye’yi AB’nin içinde görmek istemiyor. Yarın için de böyle bir niyetleri bulunmamaktadır. (Fransa’nın eski Cumhurbaşkanı Valery Giscard d’Estaing)

- Türk hükümetinden, özellikle Kıbrıs’tan işgalci askeri güçlerin geri çekilmesini ister. (19 Eylül 1996 tarihli Avrupa Parlamentosu kararı. Avrupa Parlamentosu benzer şekilde çok sayıda kararı Türkiye’ye dayatmıştır)

- Türkiye’nin Ermeni soykırımı yaptığını ilan eder ve Türk hükümetinin bunu kabul etmesini ister. Türkiye’nin bu olguyu reddetmesinin Avrupa Birliği üyeliğinin kesin engeli olduğunu açıklar. (15 Kasım 2000 tarihli Avrupa Parlamentosu kararı. Avrupa Parlamentosu aynen Kıbrıs ile ilgili kararları gibi bu konuda da çok sayıda dayatmayı günümüze kadar yapmıştır.)

- Türk Silahlı Kuvvetleri Güneydoğu Anadolu’da Kürtlere karşı sürdürdüğü operasyonları durdurmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti hükümeti tüm Kürt örgütleri ile görüşmelere başlamalı ve Kürtlere hakları tanınmalıdır. (20 Haziran 2002 tarihli Avrupa Parlamentosu  kararı. Yine bu konuda da çokça karar alınmıştır.)

- Türkiye’nin Avrupa Birliği’nin bir üye devleti olan Yunanistan’ın egemenlik haklarını tehlikeli bir biçimde ihlal etmesinden ve Ege’deki askeri gerginliğin artmasından ciddi biçimde kaygı duymaktadır. Yunanistan’ın sınırlarının aynı zamanda Avrupa Birliği’nin dış sınırlarının parçası olduğunu vurgular. (15 Şubat 1996 tarihli Avrupa Parlamentosu kararı. Avrupa Parlamentosu günümüze kadar Ege’de de Türkiye’ye yönelik, ulusal çıkarlarımız ve haklarımız aleyhine çok sayıda karara imza atmıştır.)

O kadar çok açıklama ve karar var ki, bunlar bir kitap konusu. Ama çıkış noktası sayılabilecek tarihlerde söylenen bu sözler ve kararlar AB’nin Türkiye’ye bakış açısını zaten yansıtmıyor muydu?
Hafızamızı tazeleyelim... Türkiye’nin önündeki kritik konular olan;
PKK/PYD ile mücadele
FETÖ ile mücadele
IŞİD ile mücadele
- Diğer terör örgütleriyle mücadele
- Ermeni meselesi
- Kıbrıs meselesi
- Suriye meselesi
- Ekonomik gelişmeler

ile ilgili ne zaman Türkiye lehine bir karar verdi? Bu konularda Avrupa Birliği, Avrupa Parlamentosu veya Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) yetkililerinden hangi gün ve zamanda “Türkiye’nin yanındayız” diye güçlü bir ses duyabildik.

Ama PKK’nın, FETÖ’nün/kumpasların hatta ve hatta Türkiye’nin isimlerini istediği teröristleri bildirmeyerek IŞİD’in bile sesi oldular. Ama hiçbir zaman Türkiye’nin sesi olamadılar.

Bu özet bile AKPM kararının perde arkasını özetlemiyor mu?

Türkiye’nin önünde bağımsız, güçlü bir şekilde küresel ve bölgesel politika izlemesinden başka yol var mı?

Alternatif ittifakları, uygulaması zaman alacak olsa bile değerlendirmenin, tartışmanın zamanı gelmedi mi?

Hiç yorum yok: