6 Ocak 2017 Cuma

PKK, İŞİD, FETÖ VE İZMİR ADLİYESİ

İstanbul Ortaköy’deki saldırının yangını henüz azalmamışken İzmir Adliyesi önünde gerçekleşen saldırı gözleri güzelim İzmir'imize çevirdi. İzmir Valisi’nin yaptığı açıklamaya göre, saldırının arkasındaki örgütle ilgili işaretler terör örgütü PKK’yı gösteriyordu. Ancak (Bu işi takip edenler için garip karşılanmayan) bir gariplik vardı. "İzmir Adliyesi’ni PKK neden hedef seçsin" sorusu insanların kafasında bir soru işareti olarak yankılandı. Çünkü ortaya çıkan ayrıntıya göre, teröristler bombalı araç ile C Kapısı ile hakim ve savcı araçlarına ayrılan otoparka girmek istedi. Ancak orada görevli kahraman polis memuru Fethi Sekin teröristlerin bu hamlesini engelledi. Bunun üzerine araçtan inip kaçan teröristler bombayı infilak ettirirken, Fethi Sekin de kaçan bir teröristi öldürdü ve kendisi de çatışmada şehit düştü. Bu ayrıntıya göre, teröristler İzmir Adliyesi’ndeki hakim ve savcıları hedef alacaktı. İşte kafalara takılan ayrıntı da bu: PKK neden İzmir Adliyesi’ndeki hakim ve savcıları hedef alacaktı?

Bundan sonraki satırlarda, yazılarımda sıkça yaptığı üzere sesli düşünüp bu soruya yanıt arayacağım.

PKK: İzmir Adliyesi ile ilgili örgütün ne hesabı var diye soracak olursak, arşiv taraması ile bazı bilgilere ulaşabiliriz. Örneğin geçtiğimiz günlerde PKK/KCK terör örgütünün İzmir sorumlusu yakalanmıştı.  Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nca PKK/KCK'ya yönelik yürütülen soruşturma kapsamında hakkında yakalama kararı bulunan M.B'nin İzmir'de olduğu bilgisine ulaşan İzmir Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri çalışma başlatmış, teröristi HDP Konak İlçe Başkanlığı yakınındaki bir kafeteryada gözaltına almıştı. M.B. yapılan işlemlerin ardından da soruşturmanın sürdüğü Diyarbakır’a gönderilecekti. Aynı soruşturma kapsamında Aysel Tuğluk’un da tutuklandığını hatırlatalım. Örgüt bu nedenle hakim ve savcıları hedef almış olabilir. Çünkü terör örgütünün İzmir sorumlusu, çok önemli bilgilere sahip olma ihtimali yüksek bir terörist. İfadesinde de bu bilgileri aktarmış ise İzmir Adliyesi’nde soruşturmayı yürüten savcılar örgütün hedefine oturabilir. Bu birinci nokta…

Bunun dışında İzmir’de emniyet tarafından PKK terör örgütüne yönelik kritik operasyonlar yapıldı. Ancak bu operasyonlar geçmişte de sık sık yapılıyordu. Bu nedenle bu seçenek devre dışı kalıyor.

PKK konusunu burada kapatalım.

FETÖ: İzmir Adliyesi’nde çok önemli başka soruşturmalar da yapılıyor. İlk akla gelen ne? Tabii ki FETÖ'nün TSK içindeki yapılanmasına yönelik soruşturma. İzmir Cumhuriyet Başsavcı Vekili Okan Bato, 15 Temmuz’un hemen öncesinde FETÖ’nün TSK içindeki yapılanmasına yönelik ilk operasyonu yapan savcıydı. Hatırlatalım: Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu’ndan sorumlu Başsavcı Vekili Okan Bato, 7 Temmuz’da “askeri casuslukta kumpas” soruşturmasında, aralarında Fetullah Gülen’in de bulunduğu 24 kişinin yanı sıra TSK’daki FETÖ yapılanmasına yönelik ilk gözaltılar için düğmeye basmıştı. 3 binbaşı gözaltına alınırken 2 general ile bir binbaşı adreslerinde bulunamamıştı. Bato, 2’nci operasyon için hazırlığını tamamladı ve TSK içinde “paralel yapı”yla bağlantılı olduğu gerekçesiyle general, albay, binbaşı ve yüzbaşılardan oluşan bir gözaltı listesi hazırladı. Ağustosun ilk haftasında operasyon gerçekleştirilecekti. Darbe soruşturmasında gözaltına alınan general ve subayların tamamına yakını o listedeydi. Hatta Bato’nun bu hamlesi nedeniyle FETÖ üyesi teröristlerin Kasım ayında planladıkları darbe planını, Temmuz’a çektikleri gündeme gelmişti. Çünkü Bato bu gözaltıları yapsaydı, Ağustos 2016’da yapılacak Yüksek Askeri Şura toplantısında gözaltına alınanların terfileri yanacaktı. Yani, FETÖ’nün TSK planları sekteye uğrayacaktı. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı daha sonra TSK içindeki FETÖ yapılanmasının adeta merkezi haline geldi. Okan Bato da bu soruşturmaların başındaki isim.
Bu süreçte operasyonlar ve soruşturmalar sürdü. Son olarak FETÖ’nün gizli haberleşme ağları ByLock ve Eagle’nin, İzmir’de itirafçı olan ‘Yeğen’ kod adlı gizli tanığın ifadesiyle deşifre edildiği ortaya çıkmıştı. Bu ifadeyle ByLock ve Eagle Türkiye'de ilk kez istihbarat, polis ve savcılık tutanaklarına yazılmış, elde edilen bu bilgiler doğrultusunda ise operasyonların teker teker düğmesine basılmıştı. İzmir Cumhuriyet Başsavcı Vekili Okan Bato ve Cumhuriyet Savcısı Ayhan Yılmaz da, operasyonlara büyük katkı sağlamış, emniyet ve savcılık kaynaklarına göre, gizli tanığın devletin bekasını ilgilendiren ve devletin bekasını kurtaran çok önemli bilgileri de verdiği kamuoyuna yansımıştı.
İzmir Adliyesi, bu çerçevede halen FETÖ soruşturmalarının merkezi niteliğinde. Bu da ikinci nokta.
IŞİD/DAEŞ: İzmir Adliyesi ile ilgili IŞİD konusunda yaptığımız araştırmada da ilginç bilgilere ulaştık. Özellikle meslektaşlarımız gözümüzden kaçan bazı ayrıntıları hatırlattı. Örneğin, Ortaköy’de yapılan yılbaşı saldırısı sonrasında gözlerin üzerine çevrildiği IŞİD’e yönelik İzmir’de de kapsamlı operasyonlar yapıldı. IŞİD’le ilgili çarpıcı haberlere imza atan değerli bir meslektaşım şu bilgileri aktardı: “IŞİD’in Türkiye içinde iki ayrı yapılanması var. Bunlardan biri Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayan yabancı teröristler üzerinden kurduğu bir terörist yapı. İkincisi de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan teröristlerden oluşturduğu yapı. Ortaköy saldırısı sonrasında İzmir’de yapılan operasyonlarda yakalananlar arasında bulunan 4 kişi, bu birinci yapının kritik adamlarıydı.”
Evet bunlar önemli bilgilerdi. Gözaltına alınan bu 4 kişinin halen İzmir’de olduğu ve soruşturma kapsamında sorgularının sürdüğü öğrenildi. Şüphelilerin kaldığı evlerde yapılan aramada keskin nişancı ve gece görüş dürbünü, palaska, sırt çantası, GPS, bazı askeri malzemeler ele geçirildi. Bu kişilerin, Ortaköy saldırısını düzenleyen kişiyle Konya'daki hücre evinde birlikte kaldıkları iddia edildi. Özetle İzmir Adliyesi’nde görev yapan kahraman savcılar Ortaköy saldırısıyla ilgili ilişkiler ağını ortaya çıkarabilecek bir soruşturmaya da imza atmış durumda. Bu da üçüncü nokta.
GARİP BİR BİLGİ
Şimdi size garip gelecek bir başka bilgi daha aktaralım:
Hatırlayın… Ortaköy saldırganı Kırgızistan kökenli bir Uygur olarak yansıdı basına. Hatta gözler Kırgızistan’a da döndü ve bu ülkede de soruşturmalar yapıldı. Türk dünyasının güzel ülkesinde çok ama çok güçlü olan bir terör örgütü var. Bu örgütün adı FETÖ.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, 15 Temmuz’un hemen akabinde şu açıklamayı yapmıştı: “Her geçen gün orada bunların yapılanması büyüyor ve Kırgızistan yönetiminin içine de sızıyorlar. Onlara da böyle bir Darbe girişiminde bulunabileceğini söyledik. Bize darbe girişiminde bulunan bir terörist örgüte onların müsaade etmemesi gerektiğini söyledik. Aksi takdirde onlara bakış açımız değişir. Bizden hemen listeyi bir kez daha istediler. Ben ertesi gün listeyi onlara bir kez daha ulaştırdım. Kırgızistan için de ciddi bir tehdit var. Orayı üs olarak seçtikleri için. Kırgızistan devlet yapısının içinde sürekli sızmalar var.”
Hatta bir MİT raporunda, Fetullah Gülen’in kriptolu mesajlarla örgüt mensuplarına kendi güvenlikleri için yerleşmeleri tavsiyesinde bulunduğu ülkeler arasında Kırgızistan’da sayılıyordu.
Bu örgütlenmeyle ilgili Ağustos ayında basına yansıyan bilgileri de paylaşalım:
- FETÖ'nün Kırgızistan'da eğitim alanında çok güçlü bir ağ kurduğu biliniyor. Örgütün ülkede çok sayıda lise ve ilköğretim okulunun yanında Uluslararası Atatürk Alatoo adlı bir de üniversitesi bulunuyor. Bişkek Cengiz Aytmatov lisesi, Bişkek Ayçürök Kız Lisesi, Tokmok Erkek Lisesi, Narın Muratbek Subakcoev Erkek Lisesi gibi ülkenin dört bir yanına yayılmış 23 okulda Kırgız zenginlerin, bakanların çocukları okuyor. Buradan mezun olan çocuklar Kırgızistan'daki siyasi sisteme ve ülkeyi yöneten üst kadroya dahil oluyor.
- Ülke genelindeki bu okullar Sebat Eğitim Kurumları bünyesinde faaliyet gösteriyor. FETÖ'nün Orta Asya imamı olan Orhan İnandı aynı zamanda Uluslararası Sebat Eğitim Kurumları sorumlusu. İnandı'nın, 15 Temmuz darbe kalkışmasından sonra Kırgızistan'da Türkiye devletinin büyükelçilik plakalı araçlarına bindiği edinilen bilgiler arasında. Ülkede okulların yanında örgüte eleman kazandırmak için kullanılan çok sayıda ev ve yurt da bulunuyor. Üniversitelerde okuyan Türk öğrencilerden Türkiye'den giden abiler sorumlu iken Kırgız öğrencilerden de Kırgız abileri sorumlu oluyor. Onları sohbetlere çağırarak, geziye götürerek örgüte dahil etmeye çalışıyorlar.
- Örgüt üyelerine ve okullarında okuyan öğrencilere 'Sebat Kimlik Kartı' adında bir kart veriliyor ve bu kartla her kurumda işler çok kolay hallediliyor. Mesela trafikte polise bu kart gösterildiğinde sorunsuz geçilebiliniyor. Kırgız halkı, bu örgüt mensuplarını 'SEBAT Türkleri' olarak tanımlıyor.
- Eğitim kurumlarının yanı sıra sivil toplum alanına da sızmaya çalışan örgüt, bunu kurdukları dernekler aracılığıyla yapıyor. Kırgız Türk İş Adamları Derneği (KİTİAD) FETÖ'nün Kırgızistan'da kendini kamufle ettiği başka bir yapı. Kırgızistan'da şirket açmak isteyen işadamları, örgütten destek almadan piyasaya giremiyor. Yatırımcılar ancak FETÖ'ye büyük rüşvetler ödeyerek sektörde iş yapabiliyor. Terör örgütünün izni olmadan en küçük bir ticari adım atılamıyor. Bir şirket ya da mağaza açmak bile mümkün olmuyor.
- Ülkenin en büyük alışveriş merkezi Vefa İş Merkezini ve otellerin tamamını FETÖ üyeleri işletiyor. Türkiye'den giden bütün heyetlerin organizasyonları FETÖ mensupları tarafından yapılıyor, kendi otellerine yerleştiriyor, kendi restoranlarına götürüyor ve tur firmalarında ağırlıyorlar. Ayrıca Kırgızistan Türkiye büyükelçiliğinde de paralel yapının adamları bulunuyor. FETÖ'nün Kırgızistan ekibinde bulunanların yaşadıkları bir sıkıntı olduğunda da büyükelçilikteki örgüt mensupları bu sorunları kolaylıkla çözüyor.
- FETÖ'nün Kırgızistan'da medya yapılanması da bulunuyor. 'Zaman Gazetesi' adı altında çıkardıkları gazete ile medya üzerinden propaganda ve algı operasyonları yapılıyor.
Kırgızistan Devleti'ni suçlamıyorum, yanlış anlaşılmasın… Sadece kafamdaki parçaları birleştirmeye çalışıyorum.
Bunları kenarda tutarak tekrar parçaları yazalım:
- Şimdi Kırgızistan uyruklu bir terörist, IŞİD kamplarında terör eğitimi alıyor, meskun mahal çatışmalarına katılıyor ve Türkiye’ye geliyor.
- Ortaköy saldırısını yapıyor. Sonra kayıplara karışıyor.
- Bu teröristin bölgeye geldiği ülke Kırgızistan ve burada FETÖ’nun çok ciddi bir örgütlenmesi bulunuyor.
- İzmir Cumhuriyet Başsavcı Vekili Okan Bato’nun başında bulunduğu soruşturma ekibi, IŞİD’in Ortaköy saldırısının perde arkasına uzanan bir operasyona imza atıyor.
- Okan Bato ve ekibi aynı zamanda FETÖ’nün can damarını yakalıyor ve örgütü çökertmeye başlıyor.
- (Yetkililer örgüt ismi verdiği için yazıyorum) PKK, bugün geliyor bu soruşturmaların merkezinde yer alan hakim ve savcıları hedef alan bir saldırı planlıyor.
Tekrar söylüyorum. Bu yazı bir komplo teorisi yazısı değil. Sadece kafamdaki deli soruları, sesli düşünerek aktarıyorum. Zorlama da diyebilirsiniz ama bu parçalar bana biraz garip geliyor. Siz ne düşünürsünüz bilmem…

Hiç yorum yok: