5 Ocak 2013 Cumartesi

PKK NEYİN KARŞILIĞINDA SİLAH BIRAKACAK?


Müsteşar Fidan, Başbakan Erdoğan'ın desteğiyle süreci yönetiyor

Başbakan Erdoğan’ın tabiriyle “Ada” ile görüşmelere başlanmasının ardından gündemde ne görüşüldüğü yer alıyor. Burada milat olarak Şemdinli’yi ele alacak olursak gelişmeleri sıralamakta fayda var:
  • Şemdinli’de Temmuz ayının 20’sinda başlayan ve Ağustos ayının 10’una kadar süren şiddetli çatışmalar ve yer yer mevzi savaşları yapıldı,
  • 3 Eylül’de PKK Şırnak’n Beytüşşebap İlçesi’nde eş zamanlı şiddetli saldırılar yaptı ve Kaymakamı hedef aldı. Gerek Şemdinli’de gerek Beytüşşebap’ta çok sayıda kaybı göze alıp yapılan saldırılarda PKK ve destekçileri kendilerinden emin, Türk halkı ise kaygılı bir psikolojiye girdi.
  • Bu iki saldırının ardından Abdullah Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan’ın İmralı’ya gidip, ağabeyiyle görüşmesine izin verildi.
  • Eylül ayının sonuna doğru, PKK ve KCK tutukluları ve hükümlüleri süresiz açlık grevlerine başladılar. Örgüt militanları grevi bırakmak için “Ana dilde savunma, ana dilde eğitim, Abdullah Öcalan üzerindeki tecritin kaldırılması (Çok dillendirilmeyen bir talep de Öcalan’ın ev hapsine çıkarılmasıydı)” şartlarını ortaya koydular. Bir ay sonrasında kamuoyunun dikkatini çeken açlık grevleri, 9 hafta sonunda, yine kardeşi Mehmet Öcalan’ın aracılığıyla, Abdullah Öcalan’ın talimatıyla bitirildi. Bu sürecin sonunda Abdullah Öcalan “Kürt sorununda tek muhatap” olarak kamuoyuna yansıtıldı.
  • Başbakan Erdoğan’ın danışmanı Yalçın Akdoğan, 30 Aralık 2012 tarihli Taraf gazetesinde, İmralı ile görüşmelerin yeniden başladığını açıkladı.
  • MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın 16 Aralık 2012’de İmralı’ya giderek, Öcalan ile iki gün boyunca görüştüğü ortaya çıktı.
  • Görüşmelerin ilk sonucu olarak, 3 Ocak 2013’te DTK Eşbaşkanı Ahmet Türk ve BDP Milletvekili Ayla Akat Ata İmralı’ya giderek Öcalan ile yaklaşık 1,5 saatlik bir görüşme yaptı. Türk ve Ata’nın ilk açıklaması, görüşmenin son derece olumlu geçtiği yönündeydi.
4 muhataptan tek muhataba

İlk açılımın öncesini hatırlayalım…
Murat Karayılan, Hasan Cemal aracılığıyla dört muhatap seçeneği saymıştı:
  • İmralı,
  • Kandil
  • (O dönem için) DTP
  • Akil Adamlar
Mayıs 2009’daki bu sözlerden sonra, Öcalan Habur sonrası “Tek muhatap benim” çıkışı yaparak diğer seçenekleri devre dışı bırakmıştı. İlk açılımı tıkayan en önemli noktalardan biri bu oldu. Tıkanıklığa rağmen, AKP Hükümeti, üç seçeneği de dönem dönem devreye soktu. Ancak bir türlü sonuç alamadı. Ne Kandil ne de PKK’nın siyasi uzantıları, Öcalan’ın bu söylemini çiğnemek istemedi. Her ne kadar Oslo süreci işletilse de, Öcalan’ın muhataplık isteği talepli eylemler sürdü.
Şimdi artık Hükümetin tek muhatabı Öcalan.

Görüşmelerin içeriği ise en merak edilen konu...
“Müzakere değil mütareke yapılacak” yorumlarının altı henüz doldurulmuyor. Ancak geçmiş yıllardan çıkan veriler, sonuçlanırsa, görüşmelerin Akdoğan’ın dediği gibi sadece “PKK’ya silah bıraktırma” ile sınırlı olmadığı kesin. Çünkü böyle bir durumda, sürekli dillendirilen “Kandil”in ayrı telden çalmaya başlaması kuvvetle muhtemel.
Öcalan’ın kendini kurtarma karşılığında, PKK’ya silah bırakma çağrısı yapması, kendisini, örgüt ve siyasal tabanı bazında güvenilmez hale getirebilir. Öcalan bunun farkında. Kandil’deki yapı da bunun bilincinde. Bu nedenle BDP arada mesaj trafiği işlevi görmek için İmralı’ya götürülmüş de olabilir. BDP’lilerin görüşmesi;
  1. Kandil’e mesaj götürme amaçlı,
  2. Kandil’in mesajlarını Öcalan’a götürme amaçlı olabilir.

Murat Karayılan’ın tam da bugün de çıkıp “BDP ile görüştürülmesi yetmez. Bizler de İmralı ile direkt temas kurmalıyız” çıkışı manidar.
Anlaşılan ilk aşamada, Öcalan üzerinden Kandil ve BDP ikna edilecek.

Peki karşılığı ne olacak?
Sürecin destekçilerinden Alper Görmüş, Akdoğan’ın “Silah bıraktırma” açıklamasını “çok büyük bir hata” olarak yorumluyor. Görmüş “Umarım, bu yöndeki demeçler bir ‘taktik’ten ibarettir” diyerek görüşmelerin içeriğinin doldurulmasını öneriyor.
Biz de Görmüş ile aynı kanaatteyiz. Bu yöndeki demeçlerin bir taktikten ibaret olduğunu düşünüyoruz. Çünkü Öcalan’ın ev hapsi karşılığında PKK’ya silah bırakma çağrısı yapması ile yetinilmesi durumunda, hükümetin önümüzdeki dönemde özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ni ilgilendiren Anayasa çalışmaları büyük darbe yiyebilir. Çünkü böyle bir “çözüm”e Kandil’den yıllardır yapıldığı gibi “Önderlik baskı altında bu açıklamayı yapıyor” savunması veya “Bizler ailelerimizden uzak, dağda zor şartlar altında savaşırken, bizi de içine almayan bir çözümü kabul etmiyoruz” itirazları gelebilir. PKK’nın yayın organı Gündem gazetesinde Baki Gül’ün 3 Ocak 2013’te “AKP’nin 2013’teki PKK planı” başlıklı yazısındaki AKP’nin “Öcalan ile Kandil’i karşı karşıya getirip, Kürt siyasal yapısı içinde ‘yarılma ve çelişki’ yaratmayı hedefleyecek” ifadesi bu perspektife oturuyor. Gündem gazetesinde Hüseyin Ali imzalı 4 Ocak’taki yazıda da Öcalan’a üstü kapalı “Arkadaşlarını satma” uyarısı yapılıyor.
Bu durumda, PKK’dan bütün olarak gelen mesaj şudur:
“Öcalan ile görüşüyorsan, masaya ne koyuyorsun, önemli olan o.”
Bunu Gündem yazarlarından Delil Karakoçan şu şekilde yazmış:
“… iktidara sorulacak soru, ‘Öcalan’la görüşüyor musun?’ değil, ‘görüşürken, çözüm düşünüyor musun? Çözüm için bir planın var mı, varsa hangi adımlar attın, çözüm için ne yaptın?’, ‘Oluşturulan önerileri, yol haritalarını nasıl karşıladın? Çözüm için bundan sonraki adımın ne olacak?’ olmalıdır.”

PKK Hükümetten, görüşmeler karşılığında kendi sunduğu yol haritasıyla ilgili adım bekliyor. Peki PKK’nın hükümetten beklediği bu adımlar neydi, bazılarını hatırlamakta fayda var:
  • Yeni Anayasa’dan Türklük çıksın, vatandaşlık tanımında “Türk ve Kürt halkı” ifadesi beraber yer alsın,
  • Özerk yönetime geçilsin, valileri halk seçsin,
  • Yerel yönetimler, kendi güvenlik güçlerini oluşturabilsin (ki bu güçler de muhtemelen dağdan inecek PKK’lılardan oluşacak)
  • Yerel yönetimler, kendi sınırları içindeki yer altı kaynaklarının yönetimini devralsın,
  • Resmi dil Türkçe olmasın, iki dilli kamu hizmetine geçilsin,
  • Ana dilde eğitime geçilsin
  • Öcalan’ı da kapsayacak bir genel af ilan edilsin, genel af olmuyorsa, Öcalan ev hapsine çıkarılsın.
Başbakan’ın başdanışmanı Yalçın Akdoğan’ın 4 Ocak tarihli Star Gazetesi’nde “BDP’nin ‘PKK’yı tasfiye edip Kürt meselesini ortada bırakacaklar’ söylemi de çok inandırıcı değil. Çünkü hükümet bir şekilde ilişkili olan bu meselelerin hepsinin üzerine aynı anda gidiyor” diye yazdı. Bu da, hükümetin de sadece “PKK’ya silah bıraktırma” üzerinde durmadığının, geniş kapsamlı bir politikayı hayata geçirmeye çalıştığının ispatı.

Bu süreç kısa bir sürede sonuç vermez. PKK asla silah bırakmaz. Hatta gün gelirse örgütün süreci kullanıp güçlenmeye çalışır. Suriye'deki durumu da kendi lehine çevirmeye çalışır. Buna elbette izin vermeyecek birileri çıkar ve süreç biter. Sonuçta kazanırız. Ancak istemediğimiz sayıda canlarımız gider, çok şehit veririz. Beni asıl kaygılandıran da bu.

CEYHUN BOZKURT

oceyhunb@gmail.com

bozkurtceyhun@yandex.com

https://twitter.com/cyhnbzkrt


https://www.facebook.com/cyhnbzkrt

Hiç yorum yok: