29 Ekim 2011 Cumartesi

"CUMHURİYET" KUTLU OLSUN

Bugün Cumhuriyetimizin 88. yıldönümü. Yani 29 Ekim…

Gazi, 88 yıl önce 28 Ekim’de yakın çevresine açıkladığı kararını, o kadar yıl önce bugün dünyaya ilan etmişti.

Türk milletinin bu büyük lideri, Cumhuriyeti ilan ederken, birilerinin saltanatının döneminin sona erdiğini, artık (öyle birilerinin söylediği cinsten değil, gerçekten) halkın iktidarının müjdesini vermişti.


88 yıl sonrasına ise “Ulusal yas” tutmadığımız Van depremi dolayısıyla Cumhuriyet Bayramı törenlerinin iptali damgasını vurdu.

Eleştiriler var, haklılar da…

Ancak eleştirenlere de hatırlatayım. Bugün kutlanacak bir Cumhuriyetimiz var mı diye?

- “Terörle sonuç alınamaz” diyenler yanılmış, PKK üzerinden birileri “terörle sonuç alır” hale gelmiş,

- Atatürk'ün Meclisine Diyap Ağalar değil, Şeyh Saitler, Bedirhanlar girmiş,

- Cumhuriyetin “halkçı” karakteri unutulmuş, yaklaşık 20 milyon insanımız yaşam standartlarının, hem de çok çok altında yaşar duruma getirilmiş,

- Çok özel bir azınlık tabaka ise (sağcı, solcu, Alevi, Sünni, Türk, Kürt, AKP’li, CHP’li, MHP’li hiç fark etmiyor), bu yoksulluğa inat inanılmaz bir zenginlik içinde yaşar duruma gelmiş,

- “Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesidir” ilkesi artık çiğnenmekle kalmamış, yenilmiş, yutulmuş bir de üzerine soda içilerek hazmedilmiş,

- İnsanlık tarihinin kendini gizleyerek en vahşi sömürü sistemini oluşturan Kapitalizm bu ülkenin her hücresine hakim olmuş,

- Tarihin ilk anti-emperyalist milli kurtuluş savaşı sonrası kurulan Cumhuriyetin liderlerine inat, Türkiye Cumhuriyeti adeta yarı-sömürge haline getirilmiş,

- Müslüman devletlerle geçmişte kendisi savaşmış ama asla Haçlı zihniyetiyle bir olup saldırmamış Türk Milleti (istenildiği kadar haksız olsunlar) Müslüman devletlere karşı Haçlı Seferlerinin içine sokulmuş,

- Atatürk’ün “Yurtta sulh cihanda sulh” ilkesi ayaklar altına alınmış, 1938’den bu yana, tüm düşmanlıkları, kutuplaşmaları ve nihayetinde haksız savaşların yanında, vatan savunmalarının karşısında yer almış,

- Bağımsız devlet ilkesi yerine NATO üyeliği, AB aday üyeliği gibi bağımlılık ilişkileri kuvvetlendirilmiş,

- “İstiklalin tamamiyeti ancak istiklal-i mali (ekonomik bağımsızlık) ile mümkündür” diyen Atatürk’e inat IMF ve Dünya Bankası talimatları reçete olarak kabul edilmiş ve halk da buna ses çıkarmamış,

- Terör saldırıları ve depremlerde bile ulusal yas ilan etmeyen “devlet”, dünyanın en zalim devletine yönelik saldırıda ve Papa’nın ölümünde “Ulusal yas” ilan etmiş,

- Bu millet, Selçuklusuyla, Osmanlısıyla, Türkiye Cumhuriyetiyle geçmişine eleştiriyi bırakıp küfreder hale getirilmiş...

İnanın sadece 3-4 dakikada aklıma gelen örnekler bunlar.

Bu örnekler çoğaltılabilir.

Sizden isteğim bu örneklere bakın ve şu soruyu sorun kendinize:

Gerçekten kutlanacak bir Cumhuriyetimiz var mı?

Eğer var diyorsanız, bayramınız kutlu olsun o zaman…

Eğer o bayram gerçekten Cumhuriyet’se…

Hiç yorum yok: